22 Temmuz 2010 Perşembe

Şemâİl-İ şerîfİ, kuvvetİ

Beşinci Menâkıb:

Hazret-i Alî “kerremallahü vecheh” orta boylunun kısası idi. Geniş göğüslü idi. Elâ gözlü idi. Mubârek sakalı bütün eshâbdan “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” çok idi. Mubârek karnı büyükce idi. Her ne zemân kâfirlerin yüzlerine baksa, kalblerine korku düşüp, hazân yaprağı gibi titrerlerdi. Bu mubârek cüsse ile üç, dört ve beş gün, ba’zan da yedi, sekiz gün yemek yimezdi. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerine süâl etdiler ki, hazret-i Alî yemek yimez, hikmeti nedir. Buyurdular ki; (Hazret-i Alînin kuvvet-i kudsiyyesi vardır. Açlığı bilmez.) Umûmiyyetle gazâlarda nice günler yemek yimez ve gazâ ile meşgûl olurdu. Açlık hâtır-ı şerîflerine gelmezdi. Kuvvet-i kudsiyyesi ile içi temâmen dolu idi. Bir gazâ vâki’ olmamışdır ki, hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” onda mevcûd olmasın. Bir kal’ayı almakda zorlanılsa veyâ düşman galebe etse, Sultân-ı kâinât “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sancağı hazret-i Alînin eline verip de buyururdu ki, (Yâ Alî! Bu feth senindir. Var feth eyle! Seni Allahü Sübhânehü ve teâlâ hazretlerine ısmarladım) diye gönderirdi. Feth ederdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder