26 Temmuz 2010 Pazartesi

İlmİn maldan üstün olduğunu, on çeşİt İsbâtı

Kırkyedinci Menâkıb: 

Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki, (Ben ilmin şehriyim. Alî kapısıdır.) Hâricîler bu hadîs-i şerîf için, Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerine hased etdiler. Hattâ hâricîlerin büyüklerinden on kimse, dediler, biz hazret-i Alîden “kerremallahü vecheh” hepimiz birer mes’ele soralım. Eğer herbirimize ayrı ayrı cevâb verirse, biliriz, âlimdir, ve fâdıldır.

O on kişi hazret-i Alînin “radıyallahü teâlâ anh” huzûr-u şerîflerine varıp, birisi sordu: Yâ Alî! İlm mi efdaldir, mal mı efdaldir. Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” se’âdetle buyurdular ki, ilm efdaldir. Bunlar dediler ki: Ne delîl ile söylersin. Hazret-i Alî buyurdu ki, ilm Enbiyâdan mîrâsdır. Mal Kârûndan ve Fir’avndan ve Hâmândan mîrâsdır.

Bir başkası [ikincisi] süâl etdi ki; ilm mi efdaldir, mal mı. Hazret-i Alî cevâb buyurdu ki: İlm maldan efdaldir. Zîrâ ilm, sâhibini saklar. Malı, sâhibi saklar.

Biri de [üçüncüsü], onlar gibi sordu: Hazret-i Alî cevâb verdi ki, ilm efdaldir. Zîrâ, mal sâhibinin düşmanı çokdur. İlm sâhibinin dostu çokdur.


Biri de [dördüncü] aynı şeklde süâl etdi. Hazret-i Alî cevâb verdi. İlm efdaldir. Zîrâ malı tasarruf etseler eksilir. İlmi tasarruf etseler artar [ziyâde olur].

Birisi [beşinci]de aynı şeklde süâl etdi. Alî “radıyallahü anh” cevâb buyurdu ki,mal sâhibi cimri diye çağrılır. İlm sâhibi büyük ismler ile çağrılır.

Biri [altıncısı] da, aynı şeklde sordu. Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” cevâb buyurdu ki: Mal harâmîden hıfz olunur. İlm harâmîden hıfz olunmaz.

Biri de [yedincisi] aynı şeklde sordu. Hazret-i Alî se’âdetle cevâb buyurdu ki: Mal çok durmakla zâyi’ olur. İlm her ne kadar durur ise de zâyi’ olmaz.

Biri de [sekizinci] aynı şeklde süâl etdi. Cevâb buyurdular ki: Mal kalbe kasâvet verir. İlm kalbi nûrlandırır.

Biri de [dokuzuncu] aynı şeklde süâl etdi. Cevâbında buyurdular ki: Mal sâhibi, mal sebebi ile tanrılık da’vâsında bulunur. İlm sâhibi böyle etmez.

Biri dahî [onuncu] aynı şeklde süâl etdi. Cevâbında se’âdetle buyurdu ki: Mal, sebeb-i kasâvetdir [kalbi katılaşdırır]. İlm, sebeb-i rahmetdir. Bundan sonra, hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki, eğer bunlar benden, devâmlı süâl etseler, ben bunlara hayâtda olduğum müddetçe devâmlı cevâb verirdim. O on hâricî gelip, hazret-i Alîye “radıyallahü teâlâ anh” mutî’ oldular. (Mişkât-ül envâr)dan alınmışdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder