21 Temmuz 2010 Çarşamba

Ezvâc-ı tâhİrâta ayrı ayrı hedİyyeler göndermesİ

Kırksekizinci Menâkıb:

Haberde gelmişdir. Hazret-i Osmân “radıyallahü teâlâ anh” bir gün, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin, kendi evlerine hiç yiyecek [ta’âm] göndermediğini işitmişdi. Evdekilerin rengi açlıkdan değişmişdi. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri mescid-i şerîfe teşrîf buyurmuş ve nemâz kılıyorlar idi. Hazret-i Osmân “radıyallahü anh” bu hâli haber aldı. Hazret-i Selmâna ıtab eyledi ki, niçin acele haber vermedin. O sâat bir semîz koyun, bir mikdâr bal ve bir dank un getirdip, Âişe-i Sıddîka “radıyallahü teâlâ anhâ” hazretlerinin hücre-i şerîfine [evine] gönderdi. Yâ Âişe, yâ ümmül mü’minîn! Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin bunu, hanımları [evleri] arasında taksim edeceğini biliyorum! Sen söyle ki taksim etmesin. Ben her eve bu kadar gönderdim.
Âişe-i Sıddîka “radıyallahü teâlâ anhâ” buyurdular ki, ben emr etdim. Koyunu boğazladılar. Ekmeği pişirdim. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, devletle ve se’âdetle mescid-i şerîfden geldiler. Bu unu, ekmeği ve balı gördüler. Bunlar nereden geldi diye sordular. Hâdiseyi söyledim. İstedi ki, diğer evlere [hânelerine] de taksim etsin. Hazret-i Osmânın söylediğini haber verdim. Mubârek ellerini kaldırıp, buyurdu ki: (Yâ Rabbî! Osmânın gelmiş ve gelecek gizli ve âşikâr günâhlarını afv et!)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder