25 Haziran 2010 Cuma

Allâh’a Hakkıyla Tevekkül Edebilirseniz…

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“…Mü’minler ancak Allâh’a tevekkül etsinler!” (İbrâhim, 11)


Rasûlullah (sav) buyuruyor:

“Eğer siz Allâh’a hakkıyla tevekkül edebilirseniz, sabahleyin karınları aç gidip, akşamları tok dönen kuşların rızıklandığı gibi rızıklanırsınız!” (Tirmizî, Zühd, 33/2344; İbn-i Mâce, Zühd, 14)


Rivâyetlerde bildirildiği üzere Cenâb-ı Hak Mûsâ (as)’ı Firavun’a gönderdiği zaman ona şöyle buyurdu:

“Firavun’a git; çünkü o iyice azdı…” (Tâhâ, 24)

Mûsâ (as), âile efrâdını ve davarlarını zâhirde emânet edeceği bir kimse olmadığından:

“- Yâ Rabbî! Ev halkım ve davarlarım ne olacak?” dedi.

Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, “muhafaza edenlerin en hayırlısı” olduğunu hatırlatarak şöyle buyurdu:

“- Ey Mûsâ! Beni bulduktan sonra başka ne istersin? Sen benim emrimi edâya koş! Bana bağlan ve teslîmiyet göster! İstersem, kurdu koyunlarına çoban eder ve meleklerimi de âilene muhâfız kılarım.

Ey Mûsâ! Nedir bu düşündüğün? Annen seni denize attığı zaman seni kim kurtardı? Bundan sonra seni annene tekrar kim kavuşturdu? Sen hani, birini kazâ ile öldürmüştün de Firavun seni aramaya koyulmuş ve öldürmeye azmetmişti; o vakit seni ondan kim muhâfaza etti?..”

Mûsâ (as) bu söylenenleri hem dinliyor, hem de her cümlenin sonunda:


“SEN, SEN, SEN YÂ RABBÎ!..” diyordu. (Osman Nûri Topbaş, Îmândan İhsana Tasavvuf, Erkam Yay.)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna

el-Berr: Bütün iyilik ve güzelliğin sahibi


Kısa Günün Kârı

Huzur ve mutluluk dediğin, kendin, ailen ve geleceğine dair bir takım endişelerden güven içinde olmandır. Tüm bunlar ise imanın, tevekkülün içinde gizlidir.


Lügatçe

tevekkül: İşi Allah'a bırakıp kadere razı olma.
zâhir: 1. Görünen, görünücü, açık, belli, meydanda. 2. Görünüşe göre.
muhâfız: Muhafaza eden, değiştirmeyen saklayan, koruyan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder