4 Şubat 2011 Cuma

Kâbe İlâhi Muhâfaza Altındadır.

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Rab­bi­nin fil sahiplerine ne­ler yap­tı­ğı­nı gör­me­din mi? On­la­rın kö­tü plân­la­rı­nı bo­şa çı­kar­ma­dı mı? Üzer­le­ri­ne sü­rü sü­rü kuş­lar gön­der­di. Bu kuş­lar, on­la­ra piş­miş ça­mur­dan taş­lar atıyor­lar­dı. Ni­hâ­yet on­la­rı ye­ni­lip çiğ­nen­miş ekin yap­ra­ğı­na çe­vir­di.” (Fîl, 1,2,3,4,5)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Bir ordu Kâbe’ye saldırmak üzere yola çıkacak; bir çöle geldiklerinde baştan sona bütün ordu yere batacaktır.” (Buhârî, Büyû` 49; Hac 49, Müslim, Fiten 4-8.)
Al­lâh Te­âlâ’nın em­riy­le ya­pı­lan Kâ­be, dâ­imâ ilâ­hî mu­hâ­fa­za al­tın­da­dır. Tâ­rih­te “Fil Vak’ası” ola­rak bi­li­nen hâ­di­se, bu­nu or­ta­ya ko­yan ib­ret­li mi­sâl­ler­den bi­ri­dir.
Ye­men vâ­li­si Eb­re­he, Ro­ma im­pa­ra­to­ru­nun da yar­dı­mıy­la San’a’da yap­tır­dı­ğı ki­li­se­ye ar­zu et­ti­ği öl­çü­de rağ­bet edil­me­di­ği­ni gö­rün­ce, son de­re­ce si­nir­len­di. Ar­dın­dan Arap­la­rın es­ki­den be­ri kud­siy­ye­ti­ni ka­bûl edip zi­yâ­ret ede­gel­dik­le­ri Kâ­be’yi yık­ma­ya ka­rar ver­di. İçin­de, gü­nü­mü­zün tank­la­rı me­sâ­be­sin­de olan fil­le­rin de bu­lun­du­ğu bü­yük bir or­du ha­zır­la­ya­rak Mek­ke’ye yü­rü­dü. Böy­le­lik­le, -gû­yâ- in­san­la­rın yön­le­ri­ni, ken­di yap­tır­dı­ğı ki­li­se­ye çe­vi­re­cek­ti.
Eb­re­he’nin gö­zü o ka­dar dön­müş­tü ki, gas­be­di­len de­ve­le­ri­ni ge­ri is­te­me­ye ge­len Abdülmuttalib’e şa­şa­rak:
“–Ben Kâ­be’yi yık­ma­ya gel­dim. Sen ise de­ve­le­ri­ni dü­şü­nü­yor­sun!” de­miş ve Ab­dül­mut­ta­lib’in Kâ­be için:
“–Onun sâ­hi­bi var! O, onu ko­rur!” ifâ­de­le­ri­ne mu­kâ­bil ki­bir­le:
“–Ba­na kar­şı onu ko­ru­ya­cak yok­tur!” he­ze­yâ­nın­da bu­lun­muş­tu. Mek­ke’ye yak­la­şan or­du­su­na Kâ­be’ye hü­cum em­ri­ ver­di. Fa­kat Mi­na ile Müz­de­li­fe ara­sın­da­ki Vâ­di-i Mu­has­sir’e ge­lin­ce fil­ler yü­rü­mez ol­du. Gök­yü­zü ebâ­bîl kuş­la­rıy­la dol­du. On­lar, ayak­la­rın­da ge­tir­dik­le­ri piş­kin tuğ­la­dan ya­pıl­mış taş­la­rı Eb­re­he or­du­su­nun üze­ri­ne do­lu ta­ne­le­ri gi­bi bo­şalt­ma­ya baş­la­dı­lar. Bu taş­lar, ki­me isâ­bet edi­yor­sa, onu he­lâk edi­yor­du. Mek­ke’nin önü bir an­da in­san ve fil me­zar­lı­ğı­na dön­dü. Sık­let­siz kü­çü­cük kuş­lar, ton­lar ağır­lı­ğın­da­ki fil­le­ri ezip ye­re ser­di­ler. Bu deh­şet do­lu ilâ­hî mû­ci­ze­nin ta­hak­kuk et­ti­ği yı­la “Fil Se­ne­si” de­nil­di. (Osman Nûri Topbaş, Hazret-i Muhammed Mustafa-1, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Müntekım: İntikam alan, suçluları gerektiği gibi cezalandıran, cezayı da adaleti ile veren, haksızlık etmeyen demektir.
Kısa Günün Kârı
Cenâb-ı Hak, evlerimizi muhafaza etmesi için dua edelim!
Lügatçe
kudsiyyet: Kutsallık.
mesâbe:
Derece, menzil, rütbe.
mukâbil:
Karşılık, karşılığında.
hezeyân:
Sayıklama, saçmalama.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder