Otuzikinci Menâkıb:
(Şevâhid-ün nübüvve)de diyor ki: İbni Sa’îd-ül Gaffârî derler bir kimse var idi. Hazret-i Osmân “radıyallahü teâlâ anh” şehâdet şerbetini içdikden sonra, se’âdethânelerine girdi. Orada Sultân-ı kâinâtdan “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” kalmış bir asâ var idi. Onu alıp, dizine dayayıp, kırmak istedi. Orada hâzır olanlar, çağırışıp, sakın ola ki, bu mubârek asâyı kırma, zîrâ, Fahr-i âlem hazretlerinden kalmışdır, dediler. O da asâyı kırmadı. Lâkin küstâhlık edip, hazret-i Osmânın harem-i hâslarına [evine] girip, o mubârek asâyı kırmak kasd etdiği için, o kimsenin ayağına bir hastalık zuhûr edip, günden güne artdı. Senesine varmadı, öldü. Hak Sübhânehü ve teâlâ gayûrdur [gayretlidir]. Dostlarına ihânet edenlerin dünyâda olsun, âhıretde olsun, haklarından gelir.
Ahlak Zâbıtasının, Harap Düşmüş Sarhoşu Zindana Çağırması
-
Zabıta gece yarısı bir yere geldi; duvar dibinde bir sarhoş uyumuştu.
"Hey, sarhoş! Ne içtin? Söyle" dedi. -Sarhoş- "Testide olandan içtim" dedi.
-Zabıta- ...
1 gün önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder