Sekizinci Menâkıb:
(Meâlim-üt-tenzîl)de sûre-i Secdede, meâl-i şerîfi, (Îmân eden [inanan] kimse, fâsık [inanmıyan] gibi midir. Bunlar eşit olmazlar) olan, onaltıncı âyet-i kerîmenin tefsîrinde, Muhyissünne “rahimehullahü teâlâ” beyân buyurmuşlar. Bu âyet-i kerîme, Alî bin Ebî Tâlib “kerremallahü vecheh” ve Velîd bin Ebî Mu’ayt hakkında nâzil olmuşdur. Velîd bin Ebî Mu’ayt, Osmân “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin ana tarafından akrabâsıdır. Hazret-i Alî ile Velîd arasında çekişme ve münâkaşa oldu. Velîd hazret-i Alîye dedi ki; sen sus! Muhakkak sen çocuksun. Ben lisân cihetinde senden dahâ açığım. Mızrak [ok] atmakda senden mâhirim. Kalb cihetinden senden cesâretliyim. Harblerde, haşmet cihetinden dahâ gösterişliyim.
Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, sen sus! Muhakkak sen fâsıksın. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri bu âyet-i kerîmeyi gönderdiler. (Onlar müsâvî değillerdir) buyurdular. (İkisi müsâvî değildir) buyurmadılar. Zîrâ bir mü’min ve bir fâsık murâd etmediler. Belki bütün mü’minleri ve bütün fâsıkları irâde buyurdular.
Osmanlı, Amerika'yı Vergiye Bağlamıştı!
-
ABD Başkanı George Washington, Osmanlı’ya vergi öderken, diğer Başkan
Wilson’un adıyla İstanbul’da ‘Wilson Prensipleri Cemiyeti’ kuruluyordu.
Amerika’yı har...
2 gün önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder