Doksanbeşinci Menâkıb:
Emîr-ül mü’minîn Alî “kerremallahü vecheh” hazretlerinin kabr-i şerîfleri yeryüzü ile berâber olup [düz olup], örtülü idi. Bir gün Hârûn-ür-reşîd (Arneyn) tarafında avlanıyordu. Ahûlar [ceylânlar] da oraya gelmişdi. Onların üzerine, doğan [kuşu] salıp ve av köpeği gönderdiler ise de, geri dönerler idi. O yerin yaşlılarını getirip, bunun sırrı nedir, diye sordular. Dediler ki: Atalarımızdan bize böyle erişmişdir ki, emîr-ül mü’minîn Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin kabr-i şerîfi buradadır. Hârûn-ür-reşîd o sözü kabûl eyledi [doğrudur dedi]. Hayâtda olduğu müddetçe her sene gelir, o makâmı ziyâret ederdi.
Ey Hasta Kişi! Takdirim Vardır; Sebep Yoktur!
-
Letafetin sudan olmadığını bil; bağışlayıcı yaratıcının bağışından başka
bir şey değildir.
Havayı ve ateşi aşağılık yaparsa ve dikeni gülden ileri geçirir...
21 saat önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder