RÛM SÛRESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RÛM SÛRESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2010 Çarşamba

RÛM SÛRESİ

Kur'ân-ı Kerim'in otuzuncu suresi. Altmış ayet, sekiz yüz on dokuz kelime, üç bin beş yüz on dört harften ibarettir. Fasılası, mim, nun ve vav harfleridir. Mekkî surelerden olup, İnşikak suresinden sonra nazil olmuştur. Adını ikinci âyetinde geçen, "Rum" kelimesinden almaktadır. Sürenin ilk âyetleri Bizansla İran arasında meydana gelen savaşların tevhid ve putperestlikle ilişkilendirilmesi çerçevesinde nazil olmuştur. Bu ayetler, M. 615 yılında Rumların İranlılara yenildiği sırada indirilmiştir ki bu yıl, Habeşistan'a hicret edilen yıla tekabül etmektedir. Bu sırada Mekke müşrikleri İslâm tebliğinin yayılması ve kendi putperest tâğûtî düzenlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik faaliyetlerin yok edilmesini sağlayabilmek için, iman etmiş kimselere karşı yoğun ve acımasız bir saldırı politikâsı izliyorlardı. Putperest İranlıların hristiyan Bizans'a karşı kazanmış olduğu zaferi kendi zaferleri olarak değerlendiren Mekkeli müşrikler, müslümanlara; "İşte görüyorsunuz ateşperest İranlılar zafer kazanıyor ve peygamberliğe inanan Hristiyanları mahvediyorlar. Aynı şekilde biz de sizi yok edeceğiz ve kendisine çağırdığınız din ortadan kalkacaktır" demekteydiler. Allah Teâlâ, meselenin hiç de onların zannettikleri gibi olmadığını ve yakın zamanda durumun tersine döneceğini ve putperestlerin büyük bir yenilgiye uğrayacaklarını gaybî bir haber olarak onlara bildirmiştir. Müslümanların hiç bir maddî güce sahip olmadıkları ve yaşamlarını sürdürebilmek için başka diyarlara göç etmek zorunda kaldıkları bir zamanda ve Rumların bir daha toparlanamayacaklarının düşünüldüğü bir ortamda Allah Teâlâ; "Rumlar, size en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgiden kısa bir süre sonra zafere ulaşacaklardır. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün mü'minler, Allahın yardımıyla sevineceklerdir" (2-4) buyurmaktadır. Âyet iman edenlere iki zaferi müjdeliyordu. Bunlardan biri Rumların, diğeri de müslümanların kazanacakları zaferdi. Ancak bu, o günkü duruma göre imkansız gibi gözüküyordu. Bu âyetler nâzil olduğu zaman müşrikler bunlarla alay ettiler ve Ubey b. Halef; Ebu Bekir (r.a)'a "Arkadaşın bir kaç sene sonra Rumların galip geleceğini hayal ediyor. Sen bu konuda bizimle bahse girer misin?" dedi. Hz. Ebu Bekir bunu kabul ederek üç sene içinde Rumların zafer kazanması şartıyla on deve üzerinde bahse girdi. Rasulullah (s.a.s) bunu öğrenince, sürenin on yıla deve sayısının ise yüze çıkarılmasını istedi. Karşı taraf bunu kabul etti (müfessirler bu olayın, kumarın haram kılınışından önce cereyan ettiğini bildirmektedirler). On sene dolmadan, Rumlar yapılan savaşta İranlıları kesin bir mağlubiyete uğratmışlardı. Bu olayın, daha önceden, Allah tarafından haber verilmiş olması, birçok insanın İslam'ı kabul etmesine sebep olmuştu (bk. Kurtubi, el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân, Beyrut (t.y), XIV, 10 vd.).