| Rasûlullah (sav) buyuruyor: "Mü'min; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir." (Tirmizî, Birr 48. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 405, 416) |
| Mûsâ Efendi (ks) şöyle anlatırlar;
Bursa'da, Uludağ eteklerindeki muhterem Üstazımızın devlethanelerinde idik. Üç kişi İstanbul'daki bir kişinin aleyhinde konuşuyor, yani gıybetini yapıyorlardı. Fakir de , görüşlerine kalben iştirak etmiyor isem de sükût ediyordum. (Bu hareket, yersiz ve hatalı idi) Çok alçak sesle konuşulmasına rağmen, keşfen bu hale muttali olan muhterem Üstazımız hazretleri yatak odalarının kapısını açtılar, koridoru geçerek bulunduğumuz odanın kapısını tıklattılar. Kapı açıldı, gadablı bir halde, gıybet edilen şahsın ismini zikrederek, "Yoksa o buraya mı geldi?" buyurdular. Hiç oturmadan tekrar yatak odalarına çekildiler. Kendileri gıybet kokusundan o kadar kaçınırlardı ki bir defa olsun "Bu zat şu zattan daha bilgilidir, daha faziletlidir. Şu şahsın seviyesi şu şahıstan daha düşüktür. Şu eser şu eserden daha kıymetlidir, daha üstündür" gibi kıyaslamalar dahi yapmazlardı. İcabında "Şu eserleri okuyunuz, istifade edersiniz" buyururlardı. [Sâdık Dânâ, Altınoluk Dergisi, 1994 Nisan, Sayı:098, Sayfa:028] |
| Her Güne Kelime muttali: öğrenmiş, haber almış, bilgili, haberli olan
iştirâk: ortak olma, ortaklık.
sükût: susma, söz söylememe. |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder