12 Şubat 2010 Cuma

Sermayesi Eriyen Adam

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“…Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir. (Ey müminler! Ahiret için) azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvâdır. Ey akıl sahipleri! Benden (emirlerime muhalefetten) sakının.” (Bakara, 197)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:

"İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." (Müslim, Vasiyyet 14. Ebû Dâvûd)
Miladi yıl 2010'u, Hicri yıl ise 1431’i gösteriyor artık… Hangi takvimle okusak, bir yılı daha ebedi aleme göndermiş olmaktayız.  Acaba nasıl kutlandı bu yılın başlangıcını?
Kutlanmalı mıydı?
Yoksa bir yılı geride bıraktığımız için derin bir tefekkür gerekmiyor muydu?
Geçmiş bir yılda kutlanacak şeyler yaptık mı?  Geçmiş yılda yapılmış olduğu için “Kutlanmaya değer” olan nedir?  “İşte canım, yaşadık ya” demek, kutlama yapmak için de yeterli miydi?
Yeni bir yılı neden selamlamalıyız? Selamlamak mı gerekir, şürkretmek mi?  Şükürse neden şükür? İslam, sırf yaşanmış olmayı müsbet bir vasıflandırma için yeterli görmüyor. Hatta içi boş bir yaşanmışlık kabule şayan görülmüyor. İçinin yanlış doldurulması ise zaman açısından hepten olumsuz.
Buzdolabından önceki zamanlarda, içecekleri ve bazı yiyecekleri korumak için, dağlardan buz kesilir ve pazar yerlerinde satılırdı. Sıcak bir yaz gününde, bir şeyh, talebeleriyle şehirde dolaşırken, böyle bir buz satıcısına rastladı.
Satıcı: “Sermayesi eriyip giden şu adama acıyın, merhamet edin..” diye bağırıyordu.
Satıcının bu sözlerini işiten şeyh aniden fenalaşarak bayıldı. Yanındakiler, kendisini gölgelik bir yere taşıdılar ve saatler sonra kendisine geldiğinde bayılma sebebini sordular. Şeyh satıcının eriyip giden buzlarında kendi hayatını görmüştü. Küçük sermayesinin ziyan olmaması için çırpınıp duran satıcı, milyarla ölçülmeyen ve sonsuz bir hayatta sınırsız bir mutluluğa vesile olabilecek ömür sermayesinin eriyip gidişine nasıl kayıtsız kalındığını düşündürmüştü ona…
Her Güne Kelime
sadaka-i câriye: Devam eden hayır,hasenât
muhalefet: muhaliflik, uygunsuzluk, aykırılık; düşmanlık
müsbet: 1. tesbît edilmiş, delîl gösterilmiş. 2. olumlu. 3. pozitif, fr. positif

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder