10 Şubat 2010 Çarşamba

EFSÂNE - 1



Masal, geçmişlerin tuhaf ve şaşılacak hikâyeleri, baştan geçen şeyler mânâlarına geldiği gibi, meşhur ve belli olmuş haberler de demektir. Farsça olup fesâne* şeklinde de söylenir.
Efsâne kelimesi Araplarda Esâtîru'l-evvelîn, Türk'lerde masal, Yunanlılarda misus, Fransız'larda mit ifadelerini karşılamaktadır. Bunlar, eski kahramanlık hikâyeleri, evvel zaman haberleri, destanları olarak mülâhaza edilmiş ve uydurma hurâfeler mânâsında kullanılmıştır. Buna sebep de, önceki toplumların tarihinin önce ağızlarda en çok dolasan sözler olarak satıra geçmiş olması ve sonra da satırdan satıra geçerken birçok değişikliklere uğramış bulunmasıdır.
Yunanlılar, masallar, tarihî efsaneler yazmayı bir edebî sanat saymışlar ve bu suretle birçok mâbudlar ve eski kahramanlık hikâyeleri vücuda getirmişlerdir.
Fransızlar bu ilme mitoloji derler ve bundan en ziyade Hind, İran, Yunan, Lâtin, Cermen, Slav ve Selt milletlerinin ilk masallarını kastederek bahse konu ederler. Bu masalları ilk insanların duygu, düşünce, tefekkür, güç ve bilgilerini anlamak için delil ve ilmin ilk kaynağı sayarlar ve tarih, felsefe ve dinler bunlardan çıkmıştır derler. Bu nedenle mitoloji'ye felsefe ve dinler tarihi'nde mühim bir yer verirler. Böyle demek; tarih, felsefe, ilim ve din, masal ve efsâneden ibarettir anlamına gelmez. Fakat birçokları bundan tarihin, felsefenin, ilmin ve özellikle dinin bir efsâne demek olduğu vehmine kapılarak yeni yeni masallar uydurmakla; yeni tarihler, yeni felsefeler, yeni dinler, yeni ilimler icat ve keşfedilebileceği iddiasına düşmüşler,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder