"Müslüman nerede bulunursa bulunsun İslâm hükümlerine bağlıdır." diyerek hocasına muhâlif kalan Ebû Yûsuf'tur. O bu görüşüyle hükümlerin şahsiliği ilkesini kabul etmiştir. Yani bir hüküm yalnız İslâm ülkesinde değil, her yerde yaşayan müslümanlara tatbik olunacaktır. Bir İslâm ülkesinin harp ülkesi haline gelmesi için
orada küfür ahkâmının uygulanması yeterlidir diyerek hocasına muhâlif kalan yine Ebû Yûsuf'tur... Bu genişlik ve kolaylık, bu ihtilâfın rahmeti sünnettir, izlenen usul de sünnetten alınmıştır.
İmam Ebû Yûsuf ictihadlarında hadîse önem vermekle birlikte, daha çok re'ye bağlı idi. Hakkında nass bulunmayan meselelerde sahâbe'nin sonra da Ebû Hanife'nin içtihadlarına başvurur, eğer bunlarda bir çözüm bulamazsa, kendi re'yi ve kıyası ile hareket ederdi. Hanefi fıkhı, Ebû Yûsuf sayesinde yaygınlaşmıştır. Çünkü o, kadılık görevini üstlenmekle Hanefi mezhebinin bizzat uygulanmasını sağlamıştır. Kadılığı sırasında halkın çözülmesi gereken problemleri ile karşı karşıya gelmiş, bunları çözme yollarını araştırmıştır. Bu yüzden onun istihsanları ve kıyasları bizzat hayattan alınmıştır. A'meş ve İmam Mâlik'ten hadis öğrendi. Yahya b. Mâin ondan hadis rivâyet etti. Hanefi fıkıh usûlüne ait ilk eseri o yazdı (Osman Keskioğlu, Fıkıh Târihi, Ankara 1980, 82-86).
Gurdići Camii, Olovo Belediyesi, Zenica-Doboj Kantonu, Bosna Hersek
-
*Gurdići Camii, Olovo Belediyesi, Zenica-Doboj Kantonu, Bosna Hersek *
*(Džamija Gurdići)*
*Caminin Mihrabı*
*Gurdići Camii, Olovo Belediyesi, Zenica-Dob...
10 saat önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder