SİKKE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SİKKE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2010 Salı

SİKKE

Para üzerine vurulan damga veya kısaca madeni para, akçe.

En yaygın anlamıyla sikke, kıymeti devletin resmi damgasıyla teminat altına alınan madeni para demektir. Sikke; arapça, akçe üzerine darb olunan nakış, damga; yol, sokak ve Mevlevî külâhı manalarını taşır. Osmanlılarda bu kelime hem damga, hem de akçe şeklinde kullanılmıştır. Sikke, M.Ö.B. asırda Anadolu'da Lidyalılar tarafından kullanılmaya başlanmıştır (M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1983, III, 214).

İslâmiyetten önce Araplar İran, Roma, Bizans ve Güney Arabistan sikkeleri kullanmışlardı. Araplar bir miskal gümüşe "dirhem", altına "dinar", bakıra da "fels" diyorlardı. İslâmiyetin ilk yıllarında sikke basılmamış, o zamana kadar. Araplar arasında tedâvülde bulunan sikkeler kullanılmıştı. Halife Hz. Ömer (r.a) devrinde İran sikkeleri değiştirilmemiş, ancak İslâm dünyası sınırları içinde bulunan emir ve valiler, bazı küçük değişiklikler ve ilâveler yapmak suretiyle sikke kestirmişlerdi. O devirde bir dinar; 12 dirhem değerinde idi. Hz. Ali devrinde bir dinar; 10 dirhem değerine düşmüştü. Emeviler devrinde Muâviye b. Ebi Süfyan, hilâfeti sırasında Sâsânî sikkelerindeki hükümdarın adını çıkarıp kendi adını kazdırttı. Diğer emir ve valiler de Muâviye'nin izni üzerine kendi adlarını sikkelerin üzerine kazıdılar. Ayrıca Muâviye, bastırdığı dinarların üzerine, kılıç kuşanmış tasvirini koydurttu (İbrahim Artuk, İA "Sikke" mad.)