MÜCADELE SÛRESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MÜCADELE SÛRESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2010 Çarşamba

MÜCADELE SÛRESİ

Kur'an-ı Kerîm'in elli sekizinci sûresi. Yirmi iki âyet, dört yüz doksan üç kelime ve bin dokuz yüz doksan iki harften ibarettir. Fasılası dal, zel, ra, ze ve mim harfleridir. Medenî sûrelerden olup, Hicretin beşinci yılında meydana gelen Hendek gazvesinden sonra, Münafıkûn sûresinin peşinden nâzil olmuştur. Adını, bir kadının, kocasının zıhar*da bulunmasını Rasulullah (s.a.s)'a şikayet edişini ve bir çözüm bulması için onunla tartışmaya girişini anlatan ilk ayetteki "tucâdiluke" ibaresinden almıştır. Sûrenin ilk âyetleri bu olay üzerine nazil olmuştur (Ebu Davud, Talak, 17).

Sûre, yeryüzünde İslâm'ın gerçeklerini yayarak hâkim kılmak için terbiye edilip, bu faaliyetlere hazırlanan Medine İslâm toplumunun yetişme safhalarından birini ele almaktadır. Müslümanların bizzat kendileriyle alâkalı olan bir takım meselelerine çözümler getiren sûre, onları İslâm ahlâkıyla ahlâklanma ve onun hükümlerine tam anlamıyla teslim olma konusunda titiz davranmalarını tenbihlemektedir. Mü'min'in Allah Teâlâ'nın kendisine yüklediği emaneti eksiksiz olarak yerine getirebilmesi için, onun mahiyetini idrak etmiş olması gerekir. Bunu gerçekleştirebilmesi için Kur'an-ı yaşayarak öğrenmesi kaçınılmazdır. Allah Teâlâ, Kıyamete kadar gelecek nesillere eksiksiz bir örnek olsun diye, Kur'an âyetlerini Peygamber (s.a.s)'e indirirken onları çevresindeki ashabıyla birlikte pratik hayata yansıtıyor ve anlaşılmaz, müphem hiç bir şey bırakmıyordu. Allah, ilk İslâm toplumunu vahiyle donatıp, olgunluğa eriştirirken, hükümleri peşisıra belirli aralıklarla indirmiş ve onların özümlenerek, hayata yansıtılması için bir takım olayları vahye sebeb kılmıştır.