HAK TARİKATLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAK TARİKATLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2010 Çarşamba

RIFÂİLİK

Kurucusu Ahmet Rıfaî'ye nisbet edilen tarikat. Tarikatın kurucusu Ahmet Rıfaî, Irak'ta Basra ile Vasıt arasında yer alan Batâih nahiyesine bağlı Umm Ubeyde adındaki köyde, bazı tarihçilere göre; Muharrem 500 tarihinde doğmuştur (İbnul-İmad el-Hanbelî, Şezerâtu'z-Zeheb, Beyrut t.y., IV, 259). Bazıları ise onun, Basra bölgesinde bulunan Hasan köyünde Recep 512'de doğmuş olduğunu kabul ederler. Bu iki yer Batâih denilen bölge içerisinde kaldığı için o buraya nisbetle Batâihî olarak da anılmaktadır.

Ahmed Rıfaî, küçük yaşlarda babasını kaybetti. Bundan dolayı onun eğitimiyle dayısı Mansur el-Batâihî ilgilendi. Daha sonra Mansur, yeğenini Basra'ya göndererek buradaki Şafiî alimlerinden olan Ebul-Faıl Ali el Vâsitî ile dayısı Ebu Bekir el-Vâsıtî'den dersler almasını sağlamıştır. Yirmi yedi yaşında tahsilini tamamlayan Ahmed, hocası Ebul-Fazl'dan aldığı icazetle dayısı Mansur'un yanına döndü. Şeyh olan dayısı ona tarikat alametlerinden olan hırka giydirerek, ailesinin bulunduğu Umm Ubeyde köyüne gidip yerleşmesi tavsiyesinde bulundu. Bundan bir yıl sonra dayısı vefat etti ve şeyhlik makamına onun vasiyeti ile Ahmed geçti.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Şah-ı Nakşibend

Evliyânın büyüklerinden ve müslümanların gözbebeği olan yüksek âlimlerden. Seyyid olup insanları Hakka dâvet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" denilen büyük âlim ve velîlerin on beşincisidir. Muhammed Bâbâ Semmâsî ile Emîr Külâl'in talebesidir. İsmi, Muhammed bin Muhammed'dir. Behâeddîn ve Şâh-ı Nakşibend gibi lakabları vardır. Allahü teâlânın sevgisini kalplere nakşettiği için, "Nakşibend" denilmiştir. 1318 (H.718) senesinde Buhârâ'ya beş kilometre kadar uzakta bulunan Kasr-ı Ârifân'da doğdu. 1389 (H.791)'da Kasr-ı Ârifân'da Rebî'ul-evvel ayının üçünde Pazartesi günü vefât etti. Kabri oradadır. İslâm âlimlerinin en meşhûrlarından olup, tasavvufta en yüksek derecelere ulaşmıştır. Zamânında ve kendinden sonraki asırlarda onun sebebi ile pekçok insan, hidâyete, doğru yola kavuşmuştur.