14 Mart 2010 Pazar

İBRET TABLOLARINDAN

Peygamberimiz en sıkışık ve en zor şartlar altında bulunsa dahi, verilen sözde durmayı, netice kendisinin aleyhine de olsa hiçbir surette vefasızlık göstermemeyi tavsiye etmiştir. Bedir Savaşı için hazırlıklar yapılıp İslâm ordusu Medine´den ayrıldığı sırada Huzeyfe el-Yemâni ile babası Huzeyl, Peygamberimizle birlikte çarpışmak üzere yola çıkmışlardı. Müşrikler, baba-oğulu yolda görerek sorguya çektiler: “Siz herhalde Muhammed´in yanına gitmek istiyorsunuz.”,
 “Evet, bizim bundan başka bir niyetimiz yoktur” dediler. Bunun üzerine müşrikler, onlardan Medine´ye dönmek, Peygamberimizle birlikte savaşta bulunmamak üzere söz aldılar. Bir müddet sonra Huzeyfe ile babası Bedir´de Peygamberimizin huzuruna gelerek mücahitlerle birlikte savaşmak istediklerini söylediler, müşriklerle aralarında geçen hadiseyi de anlattılar. Peygamberimiz, onların müşriklere verdikleri sözü öğrenince, insan gücüne o anda çok fazla ihtiyacı olmasına rağmen onlara şöyle dedi: “Hayır, siz Medine´ye dönün. Onlara verdiğiniz sözü yerine getirin. Biz de müşriklere karşı Allah´tan yardım isteriz. Onun yardımı bize kâfidir.” (9)
Müşrik de olsa verilen sözde durmayı daha uygun görmek, ahdini bozmamak, yapılan anlaşmaya bağlı kalmak ancak bir Peygamberin gösterebileceği meziyettir. Ve Müslümanlar da O´na uymak durumundadırlar. Peygamber Efendimizin (sav) Hz. Hatice (r.anha) validemize karşı gösterdiği vefa da bu hususta bir diğer önemli örnektir. Hz. Aişe (r.anha) validemiz şöyle diyor. “Hz. Hatice´den başka hiçbir kadına gıpta etmedim. O, Rasûlullah ile olan nikahımdan üç yıl önce vefat etmişti. Fakat Rasûlullah (sav) her zaman onu hatırlar, onun hatırasını anar, onun için keçi keser, etini yakınlarına, hizmetçilerine hediye eder, dağıtırdı.” (10)
Bireyselleşme ve bencilliğin günümüzün temel meselelerinden olduğu düşünüldüğünde, yukarıdaki örnekler, her zaman için büyük ibret tabloları olarak karşımızda duracaktır. Sözünü yerine getirenler, ahdine vefa gösterenler hem Allah-u Zülcelal nezdinde hem de kullar nezdinde sevilen ve itibar görenlerdir. Dürüst, emin ve güvenilir vasıflarıyla vasıflanmak her mümin için bir hedef olmanın ötesinde, her müminin üzerinde şerefle taşıması ve olmazsa olmaz bir meziyet olarak algılanmalıdır. Allah-u Zülcelal verdiği sözü yerine getirmeyen, ahdini bozanların kötü sonuçlarını şu şekilde bizlere bildirmektedir. “Allah´a verdikleri sözü kuvvetle pekiştirdikten sonra bozanlar ve Allah´ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri terk edenler ve yer yüzünde fesat çıkaranlar, işte lânet onlar içindir ve kötü yurt (cehennem) onlar içindir.”(11) Allah-u Zülcelal bizlere doğru, dürüst, sözüne güvenilen ve itibarlı müminlerden olmayı nasip etsin. 
Kaynaklar: 1) A‘râf 7/172. 2) Ahzab/23. 3)Buhari. 4) Rad/20. 5) Mü´minun/8. 6) Buhari. 7) Buhari. Müslim. 9) Buhari. 10) Buhari. 11) Ra´d/ 25.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder