15 Şubat 2010 Pazartesi

SÂLİK’İN KENDİSİNE EHL-İ HÂL DENİLMESİNE SEBEB OLAN ÇEŞİTLİ HALLER

Sülûkü boyunca, sâlik kendisine ehl-i hâl denilmesine sebeb olan çeşitli hallere maruz kalır. Bu haller, kişinin irade ve kasdı olmaksızın kalbe gelen duygu ve anlamlardır. Hallere, kendiliğinden gelen anlamında vârid (çoğulu vâridât) denilir. Haller Allah vergisidir, sâlikin çabası, isteği ile bir ilgisi yoktur. Fakat sâlik çalışmadıkça hallerin gelmesi de düşünülemez. Salik iyi ve güzel ameller işledikçe, nefsini arındırdıkça Allah da bir bağış olarak halleri gönderir. Haller sürekli ve kalıcı değil, değişken ve kısa sürelidir.
Fakat sûfî ibadet ve mücahedesiyle hallerin kendisinde yerleşmesini, kökleşmesini sağlayabilir. Sâlikte yerlesen. böylece süreklilik kazanan haller makam adını alır. Bu nedenle hâlin vehbi olmasına karşılık makamın kesbî olduğu kabul edilir. Sâlikin ruhsal yükselişinde önemli etkileri olan haller genellikle zıt anlamları dile getiren ikili gruplar halinde ifade edilir. Bunların başlıcaları Havf (Korku) ve Uns (Neşe), Kurb (Yakınlık) ve Bu'd (Uzaklık), Gaybet (Kendinden geçme) ve Huzur (Kendine gelme), Mahv (Kötü niteliklerin yok olması) ve İsbat (İyi niteliklerin ortaya çıkması), Sahv (Uyanıklık) ve Sekr (Sarhoşluk), Setr (Perdelenme) ve Tecelli (Açılma, Keşf), Hayret (Şaşkınlık) ve Temkin'dir (Kararlılık).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder