| Rasûlullah (sav) bir sefere çıkmıştı. Ümmü Süleym de bu sefere iştirak etmişti. Rasûlullah (sav) seferden döndüğünde Medine’ye gece girmezdi. Medine’ye yaklaştıklarında Ümmü Süleym’i doğum sancıları tuttu. Bu sebeple Ebû Talha onun yanında kaldı, Rasûlullah (sav) yoluna devam etti. Ebû Talha şöyle demeye başladı:
“-Rabbim! Sen çok iyi bilirsin ki ben, Resûlün ile beraber Medine’den çıkmaktan, onunla beraber Medine’ye girmekten son derece memnun olurum. Fakat bu defa bildiğin sebepten takılıp kaldım.” Bunun üzerine Ümmü Süleym: “-Ebû Talha! Şimdi artık sancım kalmadı. Sen git,” dedi. Biz yolumuza devam ettik. Medine’ye geldiklerinde Ümmü Süleym’i yine doğum sancısı tuttu ve bir erkek çocuk doğurdu. Annem (Ümmü Süleym) bana: “-Enes, bu çocuğu sen sabahleyin Rasûlullah (sav)’e götürmeden kimse emzirmesin, dedi. Sabahleyin ben çocuğu alıp Rasûlullah (sav)’e götürdüm. Rasûlullah (sav) elinde bir dağlama âleti vardı.” Beni görünce: “-Herhalde Ümmü Süleym doğum yaptı,” buyurdular. “-Evet, dedim. Hemen elindeki dağlama âletini bıraktı. Ben de çocuğu kucağına verdim. Rasûlullah (sav), Medine’ye has acve hurmasından bir tane istedi. Onu ağzında iyice çiğnedi, sonra da çocuğun ağzına çaldı. Çocuk yalanmaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:” -“Medinelilerin hurma sevgisine bakın!” buyurdu. Çocuğun yüzünü okşadı ve ona Abdullah adını verdi. (Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 107)
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder