Bütün sünnet ehli ya da bid'at ehli olanların kendi içlerinde aşırıları ve ılımlıları bulunmaktadır. Bunlardan Hz. Peygamber (s.a.s.)'i yalanladığı takdirde kim olursa olsun ehl-i Kıbleden değildir (İmam Gâzalî, el-İktisâd, fi'l-İtikâd, 112-130).
Hicrî ikinci asırdan sonra İslâm dünyasında Hz. Peygamber ve ashâbı zamanında olmayan birtakım meseleler ortaya çıkmış ve sünnet geleneğini koruyan ehl-i hadis ilk bid'atleri çıkaranlara karşı selefin yolunu savunmuştur. Siyasî ve itikadı mezheplerin yayılmasından,
Eş'arîlik ve Mâtûridîlikle ehli sünnet kelâmının Mutezile, Mürcie, Cebriyye vs. ye karşı çıkmasından sonra her grubun aşırıları ötekileri tekfir etmeye başladılar. Haricîler, her zaman en önemli sapık fırka oldu ve itikada iman, İslâm, büyük günah, gibi meseleleri onlar tartışmaya soktular; bu arada imâmet de siyası bir mesele olmasına rağmen, akîde sorunları arasında mütalaa edilmeye başlandı. Hanbelilerden aşırı bir grup fevk ve istivâyı yalanladıklarını ileri sürerek Eş'arîleri, Eş'arîler onları ve Mutezile'yi, Mutezile de onları tekfir ederdi... (İmam Gazâlî, Faysalu't-Tefrika Beyne'l İslâm ve'z-Zındıka, Mısır, 1319/1901, s.33).
Sait KIZILIRMAK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder