9 Şubat 2010 Salı

HADİS-İ ŞERİFLERDE EBU’L BEŞER

Ebû'l-Beşer lâfız olarak Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinde geçmez. Yalnız, bu terkibin Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hadis-i şeriflerinde geçtiğini görüyoruz. Bunlardan biri şöyledir: Ebû Hüreyre naklediyor: "Bir gün Peygamber efendimizle bir dâvette idik. Kendisine, hayretini çeken bir but uzatıldı. Ondan bir parça ısırdı ve şöyle dedi: "Ben, kıyâmet günü insanların efendisiyim. Biliyor musunuz, Allah, yüksek bir yerde önce ve sonra ölenleri kimin vasıtasıyla toplayacak, bakan kişi onları görecek,
çağıran duyacak ve güneş onlara yakın olacak. Bir kısım insanlar şöyle diyecektir: Siz başınıza gelenleri görmüyor musunuz? Rabbinizden şefâatinizi dileyecek birini aramıyor musunuz? O zaman bazıları, "Babamız Âdem diyecek. Hemen O'na koşacak ve şöyle diyecekler: "Ey Âdem, sen, EBÛ'L-BEŞER'sin. Allah seni, kudret eliyle yarattı. Sana rûhundan üfürdü. Meleklere emretti, sana secde ettiler. Ve Allah seni, cennette iskân etti. Rabbine bizim için şefâatte bulunur musun? Halimizi ve başımıza gelenleri görmüyor musun?" (Buhâri, el-Enbiyâ,3 ).
Hz. Âdem'e Ebû'l-Beşer dendiği gibi, Ebû'l-Halk (Müslim, İman, 322) ve Ebû'n-Nâs (Buhâri, Tevhîd, 24) da denilmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder