9 Şubat 2010 Salı

GENİŞ ANLAMDA ECİR (ÜCRETLİ)

Geniş anlamda ecir (ücretli), Allah'ın yeryüzünde insanları halife kıldığı ve kimini kiminden imtihan için üstün tuttuğu (el-Enâm, 55/6) ve amellerin cezâ veya mükâfatının görüleceği âhiret gününün esas olduğu temel İslâm akîdesine göre değerlendirilmelidir. Öte yandan İslâm'da çalışma ibadettir ve kişinin geçimi için çalışması kaçınılmazdır. Ecirler, toplumsal hayatta müstecirlerden itibar yönüyle aşağıda
değildirler. Çünkü toplumda üstünlük ilim ve takvâ iledir. Keza İslâm toplumunda sosyal sınıflar ve sosyal mücâdeleler görülmez. Ecirlerin sömürülmesi mümkün değildir. Âdil bir toplum olan böyle bir düzende müstecirlerin müstekbir olmaları, servet ve mal yığmaları, menfaatin yozlaşması engellenmiştir. Hz. Ebû Bekir bütün servetini İslâm için harcamış, vefât ettiğinde elbisesiyle gömülmüştür. Toplumun egemen güçlerinin, büyük sermaye sahipleri ve eşrâfın açgözlülük ve hırsla ecirleri ve köleleri sömürdükleri câhiliye düzenini altüst ederek yeryüzünde Allah'ın indirdikleriyle hükmeden bir toplum düzeni oluşturan Hz. Peygamber (s.a.s.) de gençliğinde bir süre ücretli olarak çobanlık yapmıştır (İbn Mâce, Sünen, II, 5; M. Hamidullah, İslâm Peygamberi, Çev: Sait Mutlu-Salih Tuğ, İstanbul 1966, I, 19-24). Zenginliği ve fakirliği (bir imtihân olarak) kabul eden İslâm Dini, âdeta sınıfsız bir toplumu gerçekleştirmiştir. Allah, (Kur'ân'da) cimrileri, mal-mülk çokluğuylâ övünenleri, yetimin ve fakirin hakkını vermeyenleri yermekte, onları azâbıyla korkutmaktadır. "Kadın erkek inanmış olarak kim iyi iş işlerse ona hoş bir hayat yaşatacağını" vadetmiştir. Ecirlerini yâptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğini vâdeden Allahu Teâlâ (en-Nahl, 16/97), ihtiyacındân fazla mala sahip olanları tekrar tekrar infaka çağırmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder