9 Şubat 2010 Salı

FIKIH KİTAPLARINDA EDEBÜ'L-KÂDÎ

Fıkıh kitaplarında genellikle adâletli bir hâkimlik görevinin, ibadetlerin ve farzların en üstünü olduğu ve ilgili konudaki tartışmalara yer verilerek başlar. Çünkü bazı hadislerde bu göreve talib olmanın veya bu görevi elde etmek için aşırı bir hırs içinde bulunmanın cezası haber verilmekte (Ebû Dâvud, a.g.e. Akdiye, I; en-Nesaî, es-Sünen, Adâbü'l-Kudât, 4; Buhâri, a.g.e., Ahkâm, 7; eş-Şevkânî, a.g.e., VIII. cüz, s.256 vd....), buna mukâbil, bazı hadislerde de, âdil davranabilen bir hâkimin faziletlerinden bahsedilmektedir (Buhâri, a.g.e. Ahkâm, 4; et-Tirmizî, a.g.e., Ahkâm, 1...) Bu tartışmalar, genellikle kişinin ehliyetine göre, bu görevin farz ile haram arasında değişen hükümler gerektirdiğine dair açıklamalarla sona erer (el-Mavsılî, a.g.e., II, 82; Şeyhî-Zâde, a.g.e., II. 143...).
Tarihte, bilhassa İmâm-ı Azam gibi birçok İslâm âliminin, tevkif edildiği hattâ kırbaçlandığı halde böyle bir göreve gelmek istemedikleri bilinmektedir. Bu âlimlerin sözkonusu görevden çekinmelerinin sebebi olarak dâ, bunların işin mesuliyetinin idrâkinde olmaları gösterilmiştir.
Dahâ sonra bu görevi âdil bir şekilde yürütebilecek kadılarda bulunması gereken şartlar sayılır. Bu şartlar genelde şâhitlik yâpâbilecek kişilerde âranan şartlar olup, özelde ise akıllı, âdil, dindar, anlayışlı, İslâm hukukuna tâm vâkıf, Kur'ân'ı, Sünnet'i ve Sahâbenin görüşlerini bilen, ayrıca toplumun âdetlerine vukufiyet, insânda olması gereken hususiyetlerdir. Kadı'nın bilhassa doğru sözlü olması; hilekâr ve rüşvet almayan bir şahsiyete sahip bulunması, her yönüyle güvenilir, vakar ve şeref sâhibi, dinin emir ve yasaklarına uyan, güzel ahlâklı bir kişiliği temsil etmesi gerekir. Ayrıca, müctehid olursa bu, kişinin kadılık görevine daha lâyık olması demektir. Dolayısıyla tam câhil, çocuk, köle, dilsiz, kör, tam sağır ve delinin kadı olamayacağı belirtilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder