Peygamberlik ve peygamberlerle ilgili olan bu bölüm surenin sonuna kadar diğer konularla içiçe sürüp gitmekte ve zamanın derinliklerinden akıp gelen peygamberler kafilesinin aslında tek bir inancı tebliğ etmek için gönderildikleri belirtilmektedir. Bu öyle bir inançtır ki çeşitli aile ve ırklardan meydana gelmiş insan toplumlarını dağınıklıktan ve birbirlerine düşman olmaktan kurtarıp birbirlerine karşı hoşgörülü ve sevgi dolu birleşik bir toplum meydana getirmektedir. Bu suredeki peygamberler zinciri Hz. Musa ve Harun ile başlıyor ve onlara verilen
Furkân, yani hakkı bâtıldan ayıran kitaba işaret edildikten sonra 50. ayetten 70. ayete kadar süren kıssada Hz. İbrahim'(a.s.)in, putperest kavmi ile yaptığı mücâdele v,e bu mücâdelede putları nasıl kırdığı tafsilatlı bir şekilde anlatılıyor. Putperestlik her devirde insanları insanlara boyun eğdirip köle eden bir düzenin paravanası olarak kullanılmıştır. Bu düzende insanlar zulüm üzerine bina edilen birtakım geçici,menfaat esasları ile idare edilmeye çalışılıyor ve bunun tanrıları tarafından öngörülen bir sistem olduğu iddia ediliyordu. Dolayısıyla bu sisteme karşı gelenlerin, tanrıların gazâbına uğrayacakları fikri aşılanıyordu. Bu çarpık düzenin savunucuları ve yöneticileri ise kendilerinin tanrı soyundan geldiklerini, sırf insanları idâre etmek için yaratılmış ayrı bir sınıf olduklarını ileri sürüyorlardı. Rivâyetlere göre İbrahim peygamberin zamanındaki putperestliğin savunucusu da Kuzey Irak'a hâkim olan kral Nemrud idi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder