Görüşlerin en uygunu olan ehl-i sünnet'e göre, halife adayına tâbi olma, ona bey'at etme asıldır. Bu konuda, İslâm ümmetini temsil edebilen serbest irâde ve Şûrâ prensibini gözetmek gerekir. Bir ülke halkının bütününü ilgilendiren devlet başkanlığı, sınırlı yetkileri bulunan hâkimlerin hükümlerine kıyas edilemez. Bir adaya tek şahsın bey'at etmesiyle bu kimse diğer müslümanların muvâfakat ve rızaları tamamlanıncaya kadar halife seçilmiş olmaz. el-Gazzâlî (ö.505/111 1)
Hz. Ebû Bekir'in halife seçilmesiyle ilgili olarak şöyle der: "Eğer Ebû Bekir'e Ömer (r.a.)'den başkası bey'at etmese, diğer müslümanlar muhâlif olarak kalsa veya oylar eşit çıksaydı, bu durumda kazanan-kaybeden belli olmaz ve imâmet akdi oluşmazdı (el-Gazzâli, er-Reddü ale'l-Batıniyye, s.64 vd.). Hadiste "İmamı olmaksızın ölen kimse câhiliye ölümü ile ölmüş bulunur" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 96) buyurulur.
Burada İmam, müslümanların, üzerinde görüş birliği ettikleri başkandır.
İbn Teymiyye (ö.728/1327) Hz. Ebû Bekir'in halife seçilmesi ile ilgili olarak şöyle der: Eğer Hz. Ömer ve onunla birlikte bir grup Ebû Bekir'e bey'at ettikleri halde, diğer sahabeler bey'at'ten kaçınsalardı, bununla halife seçimi gerçekleşmiş olmazdı. Ancak Hz. Ebû Bekir güç ve kuvvet sahibi sahâbelerin çoğunluğu (Cumhur)'nun bey'atıyla iş başına gelmiştir (İbn Teymiyye, Minhâcu's-Sünne, 1, 141-142).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder