1 Eylül 2010 Çarşamba

ÇOCUĞA HEDİYE

Yeni doğum yapan arkadaşımızı; yakınımızı ziyarete gidiyoruz . Şu dayısından, bu halasından... diye, nisanda olduğu gibi hediyeler veriliyor, bu câiz midir?

Câizdir ve İslam'ın "yardımlaşma" ve "hediyeleşme" prensiplerine uygun güzel bir davranıştır. Ancak hediye alınırken israfa kaçmamalı, kullanılma özelliği olanı ve keseye uygun bulunanı almalıdır. Temel niyyet, Rasûlullah Efendimizin "hediyeleşin..." emrini yerine getirmek olmalıdır; desinler olmamalıdır.

ÇIPLAK RESİM

Gazete ve mecmualardaki çıplak kadın resimlerine bakmanın hükmü nedir? Isteyerek ya da istemeyerek olması farklı mıdır. Bakan zina etmiş gibi olur mu?

Önce çıplak resimleri sadece kadın resmi diye sınırlamamak lâzım. Çıplak resimler kadının olursa günah, erkeğin olursa mahzursuz diye bir şey yoktur. Avret sayılan uzvun açılması ve bakılması, kimden olursa olsun haramdır ve günahtır. Ancak haramlıkve günah en mahrem noktalara yaklaştıkça artar ve ağırlaşır. ( Fetâvây-i Hindiyye V/288; Dürer Hâsiyesi Abdülhalîm I/199) Diğer yönden, zaruret yokken avret sayılan yerlerinin fotoğrafını çektirip teşhir edilmesine izin vermenin bir haram ve bir günah olduğunda şüphe yoktur. Böyle olan resimlere bakmaya gelince, bunun; canlısına bakmak kadar ağır günah olmadığı da açıktır. Ancak bunu, berikinin hafif olduğunu ânlatmak için değil; aralarında fark bulunduğunu anlatmak için söylüyoruz. Zaten yasaklar (haramlar), sebep oldukları mefsedet, eğer akılla anlaşılıyorsa, arttıkça büyür, azaldıkça küçülür. Buna göre başkasının avretine bakmanın iki mahzurlu yönü vardır: Kalbine daha büyük haramları doğuracak kötü duyguların tohumu ekilmesi ve başkasının hakkına (kul hakkına) tecavüz edilmesi. Önce çıplak resimlerin sahipleri, hattâ (örtünmenin lüzumuna inanmadan) çıplak gezenler, bakılmamasını istemedikleri için, bir diğer ifade ile, açtıkları yerlerine bakılmasını kendi haklarına bir tecavüz saymadıkları için, böyle durumlarda kul hakkı söz konusu değildir. ( AIâûddîn Ibn Âbidîn, el-Hediyye'I-Aldıyye )Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bakmâyı gözün zinası saymıştır. Çünkü gerçek zinanın ilk sebebi bakmaktır. İşte bakışlar gerçek zinaya yaklaştırdıkları, ya da tahrik ettikleri ölçüde mahzurlu ve haramdırlar. Bu yüzden Rasûllullah Efendimiz tahrikin bulunmayacağı "ilk bakış"ı mahzurlu göstermemiş ve "birinci bakış senindir (hakkındır) ama ikinci bakış senin değildir (aleyhinedir)"

ÇARSAMBANIN UĞURSUZLUĞU DOĞRU MUDUR?

Çarsamba günleri kazan kurulmaz, banyo yapılmaz gibi söylentiler var. Bunları aslı var mıdır?

Bu tür inanışların kaynağı ya bâtıl, ya da bölgesel halk âdet ve gelenekleridir. Bizim dinimiz her zaman çalışmayı ve her gerektiğinde temizliği emreder. Çarsamba günleri kazan kurulmazdan maksat, bir işe başlanmaz demek ise, bizde bunun tam aksi vardır ve Çarsamba günleri başlanılan işlerin hayırla bitecegi söylenir, hattâ bu, zayıf da olsa bir hadîs-i şerife dayandırılır. (162 Hadis için bk. Lüknevî, Fevâid 143) Banyo yapma işine gelince, gerekli olduktan sonra en kısa zamanda yapmak gerekir. Diyelim ki, Çarsamba sabahı kendisine gusül gereken bir adam banyo yapmayıp o günkü namazlarını kazaya mı bırakacaktır? Görüldüğü gibi bu, İslam'ın ruhuna hiç uymayan bir davranıştır.

ÇALIŞAN KADINLAR ÖRTÜNMEKLE CÂRİYE İLE BİR TUTULAMAZ MI?

Çalışan kadınlar örtünmekle câriye i1e bir tutulamaz mı?Cariyenin açılmasına dört mezhepte de müsaade ediliyor. Bu bir nassa mı dayandırılıyor, yoksa sahâbi sözüne mi? Bir zarurete dayandırılıyorsa, aynı zaruret bugün için geçerli değil midir? (Çalışanlar kadınlar vb. için).

Câriyelerin avretlerinin erkeğin avreti gibi sayılmasının delilleri sunlardır:

a) E1-Ahzâb, 59. "... Mü'minlerin kadınlarına da söyle, cilbâblarını üzerlerine sarkıtsınlar..." ayet-i kerimesi. Allah Teâlâ bu ayet-i kerime ile, hür kadınların câriyelerden ayrılması için cilbâb edinmelerini emretmiştir. (Serahsî,el-Mebsûr, X/I51.) Nüzûl sebebi de bunu gerektirir. Binaenaleyh, câriyeler bu hükme dahil değildirler. (Alûsî, Rûhu'l-me'ânî, XXI/89. )

ÇARŞAF

Müslüman kadınların tesettür maksadıyla giydikleri kolsuz, bol ve geniş üst örtünün adı. Buna "car" da denilirdi. Eskiden müslüman kadınlar ferâce giyerlerken, Hicaz ve diğer Ortadoğu bölgelerine giden ailelerin Arap kadınlarının giydikleri "torba", "dolma" diye adlandırılan çarşafları Tanzimat'tan sonra İstanbul'a getirmeleri bu örtünün İstanbul'da ve taşrada da yaygınlaşmasına neden olmuştur. Eskiden Suriye'de, hristiyan ve yahudi kadınları; Rumeli'nin bazı yerlerinde de hristiyan kadınları sokağa çıkarlarken çarşaf giyerlerdi.

Çarşaf, Farsça çarşeb'den bozmadır. Çarşeb'in aslı da gece örtüsü anlamına gelen çarşeb'dir. Yatak ve yorganda kullanılan bez örtünün adı da buradan gelir. Çarşaf, ilk kullanıldığı dönemlerde şimdiki yatak çarşafları gibi tek bir parçadan ibaretti. Önden kavuşturulup ayaklardan bele kadar bükülerek sağdan sola, soldan sağa beldeki kemerin arasına sokulur, arkadan ortanın üst kenarı ile peçenin üstüne gelmek üzere baş örtülür, şakaklardan iğnelenir, aynı kenarın baştan aşağı sarkan iki ucu üstüste kapanıp içinden tutulurdu. İstanbullular ilk zamanlarda siyah kıl peçe yerine yüzlerine dallı yemeni örterlerdi. Çarşaflar; ipekli yünlü kumaşlardan yapıldığı gibi muhtelif renkleri vardı. Fakat en çok kullanılan renk siyah idi. Kıyafetlerde yapılan değişiklik ve inkılâplardan sonra Türkiye'de çarşafın giyilmesi yasaklanmış olmasına rağmen, bazı müslüman kadınlar bu tesettür biçimini korumuş ve günümüze kadar giyilmesini sağlamışlardır.

ÇALINTI MALI SATIN ALMA

Alım satımı kanunen yasaklanmış olan eski ve değerli halıların camilerden çalınıp satıldığı oluyor. Cami malı olduğu üzerindeki işaretlerden belli olan bu halıları alıp satmak caiz midir? Bazan da cami görevlileri camiin masraflarını karşılamak için satıyorlar. Bunun hükmü diğerinden farklı mıdır?

Sattığı malın haram ve gayr-i meşru yoldan elde edilmiş bir mal olduğu bilinen birisinin bu malını satın almak caiz değildir. Çünkü bu gasbetme, çalma, haksız kazanç elde etme fiillerini teşvik ve bunları yapana yardım anlamı taşır. Rasulüllah Efendimiz (sav): "Çalıntı bir malı, çalıntı olduğunu bilerek satın alan onun günahına ve ayıbına ortak olmuş olur"(Beyhakî, es-Sünenü'1-Kübra, V/336; Hakim; el-Müstedrek, N/35 (Hakim hadisin sahih olduğunu söyler, Zehebî, iki ravisinin zayıf olduğunu söyleyerek buna itiraz eder); Suyutî, el-Câmius-Sağîr (Feyzu'1-Kadir ile), VI/64; kenzu'1-Umâl, IV/13 (9258); Münavî aynı hadisi, "ve onu yerse" kaydı ile Taberani'den de nakleder) buyurmuşlardır. Hele bu çalıntı camiden olmuş olursa günah kat kat daha artar. Çünkü bu sanki bütün bir ümmetin hakkına tecavüz sayılır. Bunda zaman aşımı da söz konusu değildir. Çünkü zamanın geçmesi haramı helal kılmaz. Ancak nereden alındığını bilmediğimiz malların kaynağını tahkik etmek zorunda değiliz. Ne var ki, büyük şehirlerde ve özellikle de Istanbul'da apartmanlardan ayakkabı çalınması yaygın bir musibet halini aldığı günümüzde, Topkapı ve iskele önleri gibi kalabalık merkezlerde çok ucuza satılan müsta'mel ayakkabıların bu yolla elde edildikleri kuvvetle muhtemel olduğundan bu gibilerden kaçınmak da takva gereğidir.

ÇALGI ÇALMA'NIN HÜKMÜ

Kur'ân-ı Kerîm'de çalgı çalmayla ilgili ne lehte ne de aleyhte açık bir hüküm yoktur. Ancak müctehidler bu mevzuda, Kur'ân'ın bazı âyetleriyle peygamber (s.a.s.)'den rivayet edilen bir takım hadislere dayanarak ictihadda bulunmuşlar; neticede farklı farklı hükümler çıkarmışlardır. Ne var ki müctehidlerin vardıkları sonuçları bize ulaştıran ve halen elde mevcut kaynaklarda yer alan rivayetler arasında da çelişkiler vardır. Meselâ, bir rivayette çalgı çalmanın haram olduğunu ifade eden bir müctehidin diğer bir rivayette bunun aksini savunduğunu görebiliyoruz.

Müziğin ve çalgı çalmanın haram olduğunu söyleyenlerle, buna itiraz ederek aksini savunanların ileri sürdükleri deliller incelenecek olursa, her iki tarafın da sundukları delillerin kendi iddialarını ispatlayacak açıklıkta olmadığı görülecektir. Meselâ:

Ç


  • ÇORAPLA NAMAZ

  • ÇORAP ÜZERİNE MESHETMEK

  • ÇORAP ÜZERİNE MESH ETMEK CAİZMİ DİR?

  • COK EVLILIK (TAADDÜD)

  • ÇOCUKLARIMIZA OYUNCAK BEBEK ALMAMIZIN HÜKMÜ NEDİR?...

  • ÇOCUK İSTEME (İSTİLÂD)

  • ÇOCUĞUN ERKEK OLMASI İÇİN ÖZEL ÂYET

  • ÇOCUĞU OLMADI DİYE EVLENMEK

  • ÇOCUĞA HEDİYE

  • ÇIPLAK RESİM

  • ÇARSAMBANIN UĞURSUZLUĞU DOĞRU MUDUR?

  • ÇALIŞAN KADINLAR ÖRTÜNMEKLE CÂRİYE İLE BİR TUTULAM...

  • ÇARŞAF

  • ÇALINTI MALI SATIN ALMA

  • ÇALGI ÇALMA'NIN HÜKMÜ

  • ÇALGI ÇALMA

  • ÇALGI ÇALMA

    Herhangi bir müzik aleti ile ritimli ses çıkarma.

    Kur'ân-ı Kerîm'de çalgı çalmayla ilgili ne lehte ne de aleyhte açık bir hüküm yoktur. Ancak müctehidler bu mevzuda, Kur'ân'ın bazı âyetleriyle peygamber (s.a.s.)'den rivayet edilen bir takım hadislere dayanarak ictihadda bulunmuşlar; neticede farklı farklı hükümler çıkarmışlardır. Ne var ki müctehidlerin vardıkları sonuçları bize ulaştıran ve halen elde mevcut kaynaklarda yer alan rivayetler arasında da çelişkiler vardır. Meselâ, bir rivayette çalgı çalmanın haram olduğunu ifade eden bir müctehidin diğer bir rivayette bunun aksini savunduğunu görebiliyoruz.

    Müziğin ve çalgı çalmanın haram olduğunu söyleyenlerle, buna itiraz ederek aksini savunanların ileri sürdükleri deliller incelenecek olursa, her iki tarafın da sundukları delillerin kendi iddialarını ispatlayacak açıklıkta olmadığı görülecektir. Meselâ:

    "Insanlar arasında bilgisizce Allah yolundan sapıtmak ve sonra da onunla alay etmek için boş sözleri satın alanlar vardır. Işte alçaltıcı azap onlar içindir." (Lokman, 31/6) âyeti; çengiler, şarkıcılar ve şarkı-türkü söyleme hakkında nazıl olmuştur, (el-Vâhidî, "Esbâbü'n-Nüzûl ", Mısır 1968, 197-198; Ibnü'l-Cevzî, "Telbîsü Iblîs", 257) diyen müzik aleyhtarlarına karşılık, aksini savunanlar, bu âyetin, Kureyşliler'i, Kur'ân'ı dinlemekten alıkoymak için Iran'dan satın aldığı masalları onlara anlatan Nadr b. Hârise hakkında nazıl olduğunu iddia etmektedirler (el-Vâhidî, a.g.e., 197). Gerçekten de söz konusu âyet Mekkî olup, henüz şarap içmenin ve domuz eti yemenin dahi yasaklanmamış olduğu bir dönemde indiği düşünülürse bunun çalgı âletlerini yahut musıkıyi yasaklamak için geldiği söylenemez.

    Kuran'ı Anlamak İçin Oku