TİLÂVET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TİLÂVET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2010 Cumartesi

TİLÂVET

Tilâvet kelimesi, Arapça "t-l-v-" kökünden türemiş bir mastardır. Sözlükte; bir kimseye uyup ardından gitmek, tâbî olmak; okumak gibi anlamlara gelmektedir (Âsım Efendi, Kâmus, IV, 886-887). Tilâvet, her sözü okumak için kullanılırsa da, genel olarak tilâvet denilince, Kur'an-ı Kerîm'i okumak anlaşılır olmuştur. Kur'an'ı ve bir kitabı okumakla birlikte manayı düşünmek de bu kelimenin taşıdığı anlamlar içinde bulunmaktadır (Râgıb, Müfredât, 99).

Kur'an-ı Kerîm'de bu kök, belirtilen her iki anlamda da kullanılmaktadır. Meselâ, Şems suresi, 2. ayetinde "Ve'l-kameri izâ telâhâ" ifadesinde, uymak, tabi olmak, izlemek anlamındadır: "Onu (güneşi) izlediği zaman aya yemin olsun" (şems, 91/2). Müfessirler bu ayeti, "ayın güneşi izlediği zaman" şeklinde yorumlamışlardır. (bkz. Müfredat, 100). Bakara suresi, 44. ayetinde de; "tetlûne'l-kitâb” ifâdesinde, okumak anlamındadır: "Kendinizi unutursunuz da insanlara iyililikle mi emredersiniz? Halbuki siz Kitab 'ı (Tevrât 'ı) okuyup durursunuz. Artık akletmez misiniz?" (el-Bakara, 2/44). Bakara suresi, 121. ayetindeki "yetlûnehû hakka tilâvetih" ifadesi de hem gerçek anlamda, gönüllerine sindirerek, anlayarak okumak, hem de "tam manasıyla tâbi olmak" anlamlarında yorumlanmıştır.