MÜBAREK GECELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MÜBAREK GECELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2011 Pazartesi

KADİR GECESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

Kadir Gecesinin değeri ve değerlendirilmesi konusunda sahih bilgiler var mıdır?

Sorunun cevabı için su açıklamalara girmek zorundayız:

1. Anlamı:

Birtakım zamanlarda mesai yapanlara, normal zamanların birkaç katı fazla ücret verilir. Bazı olayların yıldönümleri ikramiye günleridir. Bazı krallar tahta çıkışları ya da işbaşına gelince cülus bahşişi dağıtırlar. Bazan genel af ilân edilir ve çok büyük cezalar dahi bağışlanır. Bazı pazar, panayır ve yerlerde yüzdeyüzleri çok âşan kârlar sağlanır... Bütün bunlar bizim Kadir Gecesi gibi zamanları anlamamızda sadece bir fikir verebilirler. Çünkü o gecenin sahibi Sanî'dir, Cevvâd'dır, Kerim'dir, Gaffâr'dır... O'nun hazinesi, cömertligi, keremi, bağışlaması başkalarınınkine benzemez. O, insanlara göre ne kadar büyükse, O'nun bahşişi ve affı da onlanrinkine göre o kadar büyüktür. Hazineler O'nun olduğuna göre, kime ne kadar vereceğini de O bilir. Işte Kadir Gecesi, O'nun Muhammed Ümmetine bir bahşişi, bir genel af ilanı ve bir ikramiyesidir. Bu, ayrıca Allah (cc)'in kullarına ne kadar acıdığını ve kurtuluşlarını nasıl istediğini de gösterir.

2. Mahiyeti ya da "Kadr" ne demektir?

KADİR GECESİ

Kur'ân-ı Kerim'in inmeye başladığı Ramazan ayı'nın yirmi yedinci gecesi. İslâm'da en kutsal ve faziletli gece Kadir gecesidir. Kadir gecesi, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kur'ân-ı Kerim de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Bu sûrede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"Doğrusu biz Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir geceşinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. " (Kadir sûresi, 97/ 1-5)

Bu sûrenin inişi hakkında değişik rivâyetler vardır. Bunlardan biri şöyledir:

Bir kere Rasûlüllah (s.a.s) Ashab-ı Kirâma İsrailoğullarından birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihad ettiğini bildirmişti. Ashabın buna hayret etmeleri üzerine Cenabı Hak bu Kadir sûresini indirmiştir (Tecrîd-Sarîh Tercemesi, VI, 313).

Bu geceye Kadir gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü:

a) Kur'ân-ı Kerim bu gecede inmeye başlamıştır.

b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha faziletlidir.

c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Teâlâ'nın ezelî kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312).

d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner.

e) Bu gece tanyerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır. Yeryüzüne inen melekler uğradıkları her mü'mine selam verirler.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Mîrâc Meyvesi

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Ben cin­le­ri ve in­san­la­rı an­cak Ba­na ibâ­det et­sin­ler di­ye ya­rat­tım.” (Zâ­ri­yât, 56)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“(O ge­ce) gö­ğe yük­sel­til­dim. Öy­le bir ma­kâ­ma çık­tım ki, ora­da ka­lem­le­rin gı­cır­tı­la­rı­nı duyuyor­dum.” (Bu­hâ­rî, Sa­lât, 1)
Mî­râc’da­ki en mü­him hu­sus­lar­dan bi­ri, beş va­kit na­ma­zın farz kı­lın­ma­sı­dır. Hz. Pey­gam­ber (sav), Mû­sâ (as)’ın tav­si­ye­le­riy­le Ce­nâb-ı Hakk’a mü­râ­ca­at et­miş ve baş­lan­gıç­ta el­li va­kit ola­rak farz kı­lı­nan na­maz, beş vak­te in­di­ril­miş­tir. Bu­nun­la bir­lik­te Ce­nâb-ı Hak, bi­re on ve­re­rek, beş vak­ti kı­la­na el­li vak­tin ec­ri­ni ih­sân ede­ce­ği­ni bil­dir­miş­tir. Da­ha son­ra Ce­nâb-ı Hak şöy­le bu­yur­muş­tur:
“Her kim bir ha­yır iş­le­mek is­ter de onu ya­pa­maz­sa, o kim­se­ye (bu iyi ni­ye­tin­den do­la­yı) bir se­vap ya­zı­lır, yap­tı­ğı tak­dir­de ise on se­vap ya­zı­lır.
Her kim de, bir kö­tü­lük yap­mak is­ter, an­cak onu yap­maz­sa, ken­di­si­ne gü­nah ya­zıl­maz. Şâ­yet o kö­tü­lü­ğü ya­par­sa, bir gü­nah ya­zı­lır!” (Müs­lim, Îman, 259)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Vâris: Mahlûkatın tümü yok olduktan sonra diri kalacak olan, ebedî olan, dünya hayatındaki servetlerin geçici sahipleri ahirete göçtükten sonra da varlığı devam edecek olan, servetlerin gerçek sahibi olan demektir.
Kısa Günün Kârı
Namazlarını ihmal etme! Yarın Mîrâc Kandili.
Lügatçe
ecr: 1. Bir iş, hizmet karşılığında verilen şey. 2. Ahirete ait mükâfat, sevap.

Mi'rac Gecesi Namazı

Receb-i Şerifin yirmiyedinci gecesine müsâdif olan mübarek Leyle-i Mi'rac'da oniki rek'at nafile namaz kılınması müstahsen görülmüşdür. Her rek'at-da Fâtihâ-i şerîfeden sonra başka bir sûre okuyarak iki rek'atda bir selâm vermeli ve sonra yüz kere:
okumalı. Sonra yüz kere istiğfâr ederek yüz kere de Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimize salât ve selâm göndermelidir.
Gündüzünde de oruçlu bulunmalıdır. Ma'sıyete dâir olmaksızın yapılacak her duânın kabulü inâyet-i ilâhiyyeden umulur.

Peygamberimizin Bildiklerini Bilseydik!

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsrâ, 1)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“(Mî­râc es­nâ­sın­da) cen­ne­tin ka­pı­sın­da du­rup içe­ri bak­tım. Ora­ya gi­ren­ler ek­se­ri­yâ fa­kir­ler idi. Zen­gin­ler de (he­sap ver­mek için) mah­pus idi­ler. Bun­lar­dan ce­hen­nem­lik olan­la­rın ise ate­şe atıl­ma­la­rı em­re­dil­miş­ti. Ce­hen­ne­min ka­pı­sın­da da dur­dum. Ora­ya gi­ren­le­rin ek­se­ri­si ka­dın­lar­dı.” (Bu­hâ­rî, Ri­kâk, 51; Müs­lim, Zühd, 93)
Al­lâh Ra­sû­lü (sav), Mî­râc’da bir top­lu­lu­ğa uğ­ra­dı­lar ve gör­dü­ler ki, on­la­rın du­dak­la­rı de­ve du­da­ğı gi­bi­dir. Bir­ta­kım va­zî­fe­li me­mur­lar da on­la­rın du­dak­la­rı­nı ke­sip ağız­la­rı­na taş ko­yu­yor.
“–Ey Cib­rîl! Bun­lar kim­ler­dir?” di­ye sor­du.
Ceb­râ­îl (as):
“–Bun­lar, ye­tim­le­rin mal­la­rı­nı hak­sız­lık­la yi­yen­ler­dir!” de­di. (Ta­be­rî, XV, 18-19)
Son­ra Ra­sû­lul­lâh (sav), baş­ka bir top­lu­lu­ğa rast­la­dı. On­lar da ba­kır­dan tır­nak­lar­la yüz­le­ri­ni ve gö­ğüs­le­ri­ni tır­ma­lı­yor­lar­dı:
“–Ey Ceb­râ­îl! Bun­lar kim­ler­dir?” di­ye sor­du.
Ceb­râ­îl (as):
“–Bun­lar, (gıy­bet et­mek sû­re­tiy­le) in­san­la­rın et­le­ri­ni yi­yen­ler ve on­la­rın şe­ref ve nâ­mus­la­rıy­la oy­na­yan­lar­dır.” ce­vâ­bı­nı ver­di. (Ebû Dâ­vûd, Edeb, 35/4878)
Da­ha son­ra Haz­ret-i Pey­gam­ber (sav) Efen­di­miz ora­da; zi­nâ­kâr­la­rı, leş yi­yen bed­baht­lar ola­rak; fâ­iz yi­yen­le­ri, ka­rın­la­rı iyi­ce şiş­miş ve şey­tan çarp­mış re­zil bir va­zi­yet­te; zi­nâ edip ço­cuk­la­rı­nı öl­dü­ren ka­dın­la­rı da, bir kıs­mı­nı gö­ğüs­le­rin­den, bir kıs­mı­nı baş aşa­ğı ası­lı hüs­râ­na dû­çâr ol­muş bir hâl­de gör­dü.
Bu se­bep­le Var­lık Nû­ru Efen­di­miz (sav):
“Eğer be­nim bil­di­ği­mi siz­ler de bil­miş ol­say­dı­nız, mu­hak­kak ki, pek az gü­ler ve çok ağ­lar­dı­nız!” bu­yur­muş­tur. (Bu­hâ­rî, Tef­sîr, 5/12) (Osman Nûri Topbaş, Hazret-i Muhammed Mustafa (sav)-1, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
er-Reşîd: Her varlığı, var ediş gayesine uygun bir biçimde hedefine ulaştıran, hiç kimseyle istişare etmeden işlerini yürüten, delil ve irşada ihtiyacı olmayan, işlerini nizam ve hikmetle yürüten ve hiçbir işi boş ve abes olmayan, kullarını doğru yola ileten demektir.
Kısa Günün Kârı
Mirâc Kandiliniz mübarek olsun! Bu gece günahlarınızın bağışlanması için, aileniz ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olması temennisiyle duâ edin!
Lügatçe
münezzeh: Tenzîh edilmiş, temiz, an; uzak.
ekseriyâ:
Çok defa olarak, çok zaman; sık sık.
bedbaht:
Bahtsız, bahtı kara, kara bahtlı, talihsiz.

Berât Duâsı - BERAAT GECESİNDE YAPILACAK DUA

Berât Duâsı



Şa'ban-ı şerifin onbeşinci, Berât gecesi akşam namazından sonra üç kere Yasin sûresi ve her birinin sonunda bu Berât duâsı okunacaktır. Birinci Yâsin-i Şerîfden sonra bu duâ okunurken Allah'ın saîd kullarından olmak niyyetiyle okunacaktır. İkinci defa okunurken hayırlı ömür uzunluğu niyyetiyle okunacaktır. Üçüncü defa okunurken kaza ve belâlardan emîn olup hayırlı rızık için okunacaktır.
Berât gecesinde yatsıdan sonra ikide bir selâm vermek üzere yüz rek'at namaz kılınır. Her rek'atda Fâtiha'dan sonra on kere İhlâs-ı şerîf okunur. On defa İhlâs-ı şerîf okumağa kudreti olmayan beş veya üç kere okur. Bu namaz tamam oldukdan sonra okuyabildiği kadar salavât-ı şerîfe ve huzûr-ı kalble tevbe ve istiğfar edip Allah Teâlâ Hazretlerinden dünyevî ve uhrevî hâcetlerini taleb ve niyâz edecektir.

1 Haziran 2010 Salı

REGÂİB KANDİLİ

Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarfetmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur.

Regâib kelimesi Kur'an'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'ân'da sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifâde ettiği mana için kullanılmaktadır (el-Bakara, 2/ 130; en-Nisa, 4/ 127; et-Tevbe, 9/59,120; Meryem, 19/46; el-Enbiyâ, 21/90; el-Kalem, 68/32; el-İnşirah, 94/8).

26 Mayıs 2010 Çarşamba

MÜBÂREK GECELER

Mübârek sözcüğü "bârake"nin ism-i mef'ulü olup, hayır ve bereket verilmiş demektir. Bir terim olarak Cenab-ı Hakk'ın başka gecelerden üstün kıldığı geceleri ifade eder.

İslam dininde ibadetler kamerî aylara göre emredilmiştir. Kamerî takvime göre günün, önce gecesi, sonra gündüzü gelir. Mesela cuma gecesi dendiği zaman perşembeyi cumaya bağlayan gece kastedilir.

Allah Teâlâ bu geceleri, diğer gecelerden daha faziletli (üstün) yaratmış ve bu gecelerde yapılan ibadetlere daha çok mükâfat vermiştir. Aynı zamanda önemli bazı işleri de bu gecelerde yaratır. Bunun için bu gecelere mübarek geceler denir.

Mübârek geceler yedi tane olup şunlardır:

23 Mayıs 2010 Pazar

MİRAC

Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır.

Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı.