HÂTEMÜ'L-ENBİYÂ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HÂTEMÜ'L-ENBİYÂ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2010 Cumartesi

HÂTEMÜ'L-MÜRSELÎN

Arapça bir isim tamlaması olan bu terim sözlükte, "peygamberlerin sonu ve mührü" anlamına gelmektedir. Arapçada noktalı "ha" ile yazılan "hateme" fiili, "mühür vurdu, bir işi bitirip serbest kaldı" demektir. Mektubu okunmasın diye katlayıp mühürlemek, içine bir şey girip çıkmasın diye tencerenin ağzını sıkıca kapatmak, hiçbir şeyi anlamasın veya unûtmasın diye kalbe mühür vurmak" mânâlarına hep bu fiil veya masdarı kullanılmaktadır. İkinci kelime "el-Mürselîn" ise "irsâl (göndermek)" fiilinin "ism-i mef'ûlü (edilgen ortacı)" olan "mürsel"in çoğulu olup "gönderilen peygamberler" mânâsına gelmektedir.
İslâm literatüründe "Hâtemü'l-Mürselîn" terimi aynı anlamda, hatta daha kapsamlı olarak "Hâtemü'n-Nebiyyîn" şeklinde şu âyetin metninde geçmektedir

HÂTEMÜ'L-ENBİYÂ

"Peygamberlerin sonuncusu" anlamında Rasûl-ü Ekrem Efendimizin vasıflarından biri.
Beşer tarihi boyunca Cenâb-ı Hak, insanları sapıklıktan doğru yola iletmek, onların sâdece kendisine kul olup ibâdet etmelerini sağlamak üzere peygamberler göndermiştir. Geçmişte insanoğlunun hak dinden uzaklaştığı her dönemde kavimlerini îkaz etmek üzere her millete mutlaka bir peygamber gönderilmiştir. Bu gerçek, bizzat Hak Teâlâ tarafından şöylece ifade edilir: "Andolsun ki her ümmete Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının diyen bir peygamber göndermişizdir" (en-Nahl,16/36). Bu şekilde sayısını ancak Allah'ın bildiği pek çok peygamber hak dini tebliğ etmiştir. Bu peygamberlerin sonuncusu, Hz. Muhammed Mustafâ Efendimizdir. Artık O'ndan sonra peygamber gelmeyecektir.