"ALLAH'IN HÂKİMİYETİ"NİN ÇEŞİTLİ YÖNLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
"ALLAH'IN HÂKİMİYETİ"NİN ÇEŞİTLİ YÖNLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2010 Çarşamba

ALLAH'IN HAKİMİYETİNİ KABUL ETMEMEK

İrâde sahibi ve tercih yetkisine sahip olan insan, kâinatın Allah'ın hükmüne boyun eğmekte olduğunu da görmektedir. Bu kâinat içerisinde böyle bir yetki yalnızca insan için sözkonusudur. İnsan, diğer yaratıklardan ayrı olarak, Allah'ın değer yargıları ile hukukî ve siyasal alandaki hâkimiyetini kabul etmekle de yükümlüdür. Allah'ın bu alanlarda hâkimiyeti karşısında mü'minin tavrı, Kur'ân-ı Kerîm'de şu şekilde belirlenmiştir:

HAKİMİYET ALLAH'IN OLMAYINCA – 2

b) Allah adına hükmetmeyenler, egemenlikleri altındakileri çeşitli gruplara böler; onları zaafa düşürür; yeryüzünde fesat çıkartır, bozgunculuk yaparlar.
"Firavun gerçekten o arzda azmış, halkını parça parça etmişti. Onlardan bir zümreyi güçsüz düşürüyor, oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. O gerçekten fesatçılardandı" (el-Kasas, 28/4).
c) Câhilî hükümlerle hükmeden tâğutlar; egemenlikleri altında bulunan kimselerin olayları sağlıklı bir şekilde değerlendirmelerine imkân bırakmayacak şartlar oluştururlar; gerçekleştirdikleri kültür yapısı ve eğitim ortamı ile insanları sağlam ve gerçekçi yargılarda bulunmak imkânından mahrum bırakırlar.

HAKİMİYET ALLAH'IN OLMAYINCA – 1

İlk peygamberden itibaren insanların bir bakıma Allah'ın hâkimiyetini kabul etmek üzere dâvet edileğeldikleri, Kur'ân'ın bize bildirdiği gerçeklerdendir. Ancak insanların zaman zaman birtakım tâğûtların câhilî egemenlikleri altında yaşadıkları, onların hükümlerine isteyerek ya da istemeyerek itâat ettikleri de bir gerçektir. Aynı vâkıa ile insanlık, günümüzde de karşı karşıya bulunmaktadır.

"ALLAH'IN HÂKİMİYETİ"NİN ÇEŞİTLİ YÖNLERİ – 6

Kısacası, anlaşmazlık konuları Allah'ın ve Rasûlü'nün hükümlerine havâle edilmedikçe ve bu hükümleri çerçevesine havâle edilmedikçe ve bu hükümlere razı olunup tam bir teslimiyetle uyulmadıkça, imanın varlığından söz edilemez (en-Nisâ, 4/65).

"ALLAH'IN HÂKİMİYETİ"NİN ÇEŞİTLİ YÖNLERİ – 5

d) Kanunî Hakimîyet:
Cenâb-ı Allah şu âyet-i kerimede ve benzerlerinde bütün kapsamı ve boyutlarıyla hâkimiyetin yalnızca kendisinin olduğunu dile getirmektedir
"Hüküm yalnız Allah'ındır, O kendisinden başkasına ibâdet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur" (Yûsuf, 12/40).

"ALLAH'IN HÂKİMİYETİ"NİN ÇEŞİTLİ YÖNLERİ – 4

Değer yargılarını belirleme ve koyma yetkisinin mutlak olarak yüce Rabbimize âit olduğunu vurgulayan bazı buyruklara işaret edelim:
Haram-helâl kılmak yetkisi yalnız Allâh'ındır:
"De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve güzel rızkı kim haram kıldı?" (el-A'râf, 7/32).
"Ey iman edenler, Allah'ın size helâl kıldığı hoş ve temiz Şeyleri kendinize haram kılmayın ve haddi aşmayın, çünkü Allah haddi aşanları sevmez" (el-Mâide, 5/87).
Câhilî düzenlerde zamanla oluşan ve Allah'ın emir ve hükümlerine aykırı câhilî değer yargıları reddedilmiştir:

"ALLAH'IN HÂKİMİYETİ"NİN ÇEŞİTLİ YÖNLERİ – 3

b) Uhrevî Hâkimiyet:
Bütün olay, nimet ve cezalarıyla âhiret hayatı da Allah'ın mutlak hâkimiyeti içerisindedir. Kur'ân-ı Kerîm, yüce Allah'ın âhirette tecelli edecek olan mutlak hâkimiyetine dâir sayılamayacak kadar çok buyruk ihtivâ ettiğinden sadece iki yerdeki işaretlerini kaydetmekle yetineceğiz.

"ALLAH'IN HÂKİMİYETİ"NİN ÇEŞİTLİ YÖNLERİ – 2

Allah'ın âlemlerin Rabbi olması tabiîdir. Çünkü O'ndan başka yaratıcı yoktur:
"Size gökten ve yerden rızık veren Allah'tan başka bir yaratıcı var mıdır?" (el-Fatır, 35/3).
Bu gerçek o kadar açıktır ki, Allah'a başka şeyleri ortak koşanlara bile, "yaratıcı kim?" diye sorulacak olursa, cevapları "Allah" olur:

"ALLAH'IN HÂKİMİYETİ"NİN ÇEŞİTLİ YÖNLERİ – 1

"Allah'ın, Rasûlü Muhammed'e indirdiğinden başkası ile hüküm vermek helâl değildir: Çünkü hak yalnız odur. Onun dışında kalan bütün hükümler ise zulüm ve haksızlıktır. Bu zulüm ve haksızlıkla hükmetmek helâl değildir. Herhangi bir hâkim (yönetici veya kadı), bu helâl olmayan hükümle hükmedecek olursa verdiği bu hüküm ebediyyen geçersiz kılınır, onunla amel edilmez" diyen İbn Hazm, (el-Muhallâ, Kahire t.y., IX, 362) buna delil olarak da Kur'ân-ı Kerîm'deki: "Ve onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet..." (el-Mâide, 5/49) âyetini göstermektedir.

İSLAM'IN HÂKİMİYET YORUMU

2-İslam'ın Hakimiyet Yorumu: İslâm'a göre mutlak ve sınırlandırılamaz hâkimiyet yalnızca Allah'ındır. Bu konuda bütün müslümanlar arasında tam bir fikir birliği vardır. Hûküm koymak Allah'a has bir yetkidir. Başkalarının bu konuda herhangi bir ortaklığı yoktur. (Şah Veliyullah ed-Dehlevî Hüccetu'llahi'l-Bâliğa, Beyrut (t.y), I, 62); Hiçbir kimsenin Allah ile birlikte hüküm koyması sözkonusu değildir. O hükmüne hiçbir kimseyi aslâ ortak etmez. (el-Kehf, 18/26)

CAHİLİ HAKİMİYET – 2

Görüldüğü gibi burada İbn Kesîr, İslâmî ve câhilî hükmün mahiyetini açıklamış; kendi döneminde câhiliye hâkimiyetine örnek olmak üzere de Cengiz Han Yasaları'nı göstermiş; Allah'ın hükümlerini bırakıp câhilî hükümlere, hevâlara yönelenlere karşı takınılacak tavrı da gayet açık bir şekilde belirlemiştir. Bundan şunu anlıyoruz: Hâkimiyet konusu teorik olup pratik ve hukukî bir takım sonuçları olmayan bir yorumdan ibaret değildir. Bu konu doğrudan doğruya Allah'ın hükümlerine iman ve bu hükümlere aykırı hiçbir hükmü kabul etmemek şeklinde bir uygulama ile, böylesini kabul etmeyenlere karşı hukukî bir takım uygulamaları beraberinde getiren bir anlayıştır.

CAHİLİ HAKİMİYET – 1

İslâmî anlamıyla hâkimiyetin dışında kalan her türlü hâkimiyet ve İslâm'ın değer yargıları dışında kalan her türlü değerlendirmeye ad olan "câhilî hakimiyet"in mahiyeti hakkında İbn Kesîr sözkonusu âyet ile ilgili olarak şöyle der:

KUR'ÂN'A GÖRE HÂKİMİYET

Hâkimiyetin nasıl yorumlandığına ve genel çerçevesine bu şekilde kısaca değindikten sonra, İslam'ın ya da Kur'ân-ı Kerîm'in bu konuyu genel çizgileriyle nasıl çerçevelediğine, nasıl yorumladığına bir göz atalım:
1- Kur'ân'a Göre Hâkimiyet Türleri:

MEVDUDİ’YE GÖRE HAKİMİYET

Mevdudi, hâkimiyeti tanımlarken şunları söylemektedir:

HUKUKÇULARA VE SİYASET BİLİMCİLERİNE GÖRE HÂKİMİYET

Hâkimiyeti hukukçular ve siyaset bilimcileri genel olarak şu şekillerde tanımlarlar:
J. Bodin'e göre hâkimiyet; "yurttaşlar ve uyruklar üstünde yasayla kısıtlanmamış en yüksek iktidar" (G. Sabine, Siyasal Düşünceler Tarihi, II, 82); J.J. Rousseau'ya göre genel iradenin uygulanması" (İçtimaî Mukavele, İstanbul, 1967, 137); İbn Haldun'a göre sahibinin gücü üstünde bir gücün bulunmaması (Mukaddime, Mısır, (t.y), 188) anlamındadır.

HÂKİMİYET

Arapça'da "el-Hukm" kelimesi sözlükte yargı ve yargıda bulunmak anlamındadır. Kelime bütün kökleriyle, taraflar arasında ister anlaşmazlık bulunsun isterse bulunmasın belirli bir konunun gerçek değerinin anlaşılması için, bu konuda yetkili kabul edilen bir makama başvurma mânâsını ihtiva etmektedir: Kur'ân-ı Kerîm'de de -kelimenin bu anlamı göz önünde bulundurularak- kullanıldığı görülmektedir.
Bu kelimenin Türkçe'de "egemenlik" anlamında kullanılan "hâkimiyet" şeklindeki söylenişi ise, hüküm koyma, hüküm verme yetkisi, yüksek egemenlik (sovereignty) anlamıyla Arapça'da da yenidir.