Fasit evlilikte cinsel birleşme ma'siyet sayılmakla birlikte, Hanefîlere göre, şu sonuçlar doğar:
a. Kadının mehir hakkı. İmam Züfer (ö. 158/775) dışında, Hanefilerin çoğunluğuna göre, cinsel birleşme tekerrür de etse, mehr-i misil * ile mehr-i müsemma * dan az olanı gerekir. Akit sırasında mehir konuşulmamışsa, tam olarak mehr-i misil üzerinde hak doğar.
Çünkü fasit nikâhta mehrin gerekmesi cinsel birleşme sebebiyledir. Bu konuda şu prensip vardır: "Dâru'l-İslâm'da her cinsel birleşme ya haddi (had cezasını) ya da mehri gerektirir". Fâsit nikâhta akit şüphesi yüzünden had cezası düştüğüne göre geride mehir hakkı kalır.
b. En az altı ay, en çok bir yıl içinde doğan çocuğun nesebi sabit olur. İmam Muhammed'e göre, nesebin süresi cinsî birleşme tarihinden itibaren hesaplanır. Fetvaya esas olan bu görüştür.
c. Sıhrî hısımlık haramlığı doğar. Eşler birbirinin usûl ve füruû ile ebedî olarak evlenemez.
d. Kadına, ayrılma tarihinden itibaren "boşanma iddeti" gerekli olur. Fâsit nikâhta, sahih halvet (eşlerin engelsiz olarak başbaşa kalması, ancak cinsel birleşmenin olmaması hâli), cinsel birleşme hükmünde değildir.
Fasit nikâhta nafaka ve eşlerden birisinin ölümü hâlinde miras hükümleri cereyan etmez. Kadının, kocaya itaat yükümlülüğü bulunmaz. Evliliğin sona ermesi talak niteliğinde sayılmaz ve bu yüzden de boşanma sayısında bir eksilme meydana gelmez (el-Kâsânı, a.g.e., II, 335; el-Fetâvâ';Hindiyye, I, 330; İbn Kudame, el-Muğnî, Kahire 1970, VII, 113-118; ez-Zühaylî, a.g.e, VII, 109 vd.; Ömer Nasuhi Bilmen, İstilâhât-ı Fıkhıyye Kamusu, İstanbul 1967, II, 22-36).
Yunus APAYDIN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder