Şâfiî, Hanbeli, İmâmiyye, Zeydiyye ve Zâhiriyye mezheplerine göre; devlet, esirler hakkında İslâm ve müslümanlar için uygun göreceği şu dört alternatiften birisini uygulayabilir. Öldürme, köle edinme, fidye almadan veya mal yahut müslüman esirler karşılığında salıverme. Mâlikiler buna cizye koymayı da ilave ederler (ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletuhu, VI, 472, 473).
Kurtuluş fidyesi karşılığında salıverme; ya esir mübâdelesi, ya da bir bedel karşılığında serbest bırakmayı ifade eder. "Bundan sonra esirleri ya karşılıksız ya da fidye karşılığında salıvermek vardır" (Muhammed, 47/4) ayeti bunun delilidir. İslâm'da ilk kurtuluş fidyesi Abdullah b. Cahş'ın Amr b. el-Hadrami'yi öldürmesi ile ilgili olarak ortaya çıktı. Hz. Peygamber (s.a.s.) Bedir Gazvesi'nden iki ay önce, bu seriyye tarafından yakalanan iki esir için kurtuluş fidyesi aldı (Zeylâî, a.g.e., II, 403). Bundan sonra Bedir Gazvesi esirlerinin kurtuluş fidyesi dört bin dirhemdir. (Beş dirhem yaklaşık bir koyun bedelidir). Bunu temin edemeyen esirler ise, ashâb-ı kirâm çocuklarından on tanesine okuma-yazma öğretme karşılığında serbest bırakıldılar.
Diğer yandan Hanefiler, kurtuluş fidyesi karşılığında salıvermeyi bildiren (Muhammed 47/4) ayetinin, aşağıdaki ayetler tarafından neshedildiğini söylemişlerdir: "Müşrikleri nerede bulursanız öldürünüz" (et-Tevbe, 5). "Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen kimseleri öldürünüz" (et-Tevbe, 9/29). Bu görüş, Mücâhid'den nakledilmiştir. Buna bağlı olarak Bedir esirleriyle ilgili uygulama da mensûh sayılmıştır. Ancak İmam Muhammed, müslümanların mal ve paraya ihtiyacı varsa, fidye karşılığı salıvermeyi caiz görür (es-Sâbûnî, a.g.e., II, 455, 456).
Hamdi DÖNDÜREN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder