5 Mart 2010 Cuma

FENÂ Fİ'L-HAK – 3



Tasavvufî anlayışa göre, fenâ fi'l-Hakk'a yükselenlerin yaptığı tasarrufları Hak üstlenir. Hak, onları muvafık gördüğü işlerde görevlendirir. Onlar, Allah'ın lâyık olmayanı işlemekten koruduğu kullarıdır. Yani Tasavvufta, bu mertebeye ulaşanlar "La Yuhtı" (günah işlemez) olarak kabul edilir. Halbuki İslâm'da, yalnız Peygamberler masumdur. Nefslerinden fânı olduğu kabul edilen bu kimseler, Hak ile bâkı kimselerdir denir. Onlar, yaptıkları işlerde kendilerine bir menfaat gözetmez, zararın def'i için de çalışmazlar. Fena fi'l-hak,
celb-i menfaat ve def'i mazarratı ortadan kaldırır. Çünkü burada nefisle ilgili arzular, menfaat gayesi, kasıt ve niyyeti düşer. Yine Mutassavıflara göre, bu mertebede olanlar için sevap arzusu ve azap korkusu yoktur (el-Kelâbâzı, et-Taarruf, Fenâ mad.)
Hülasa, mutassavıflara göre fenâ fi'l-hak, sufînin tarikat yolunda marifeti geçerek, en son varacağı merhale olarak kabul edilir. Hakka'l-yakın de denilen bu merhaleye kişi, gözle görmüş gibi tahkik ve ilimle tahkik mertebelerinden geçerek, hak içinde fenâ bulma (fena fi'l-hak) haline ulaşır.
Hasan Fehmi KUMANLIOĞLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder