9 Şubat 2010 Salı

EDA

Ödeme, yerine getirme, ifa, tarz ve üslûp; soğuk davranış, kurum ve kibir, naz ve işve.
"Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim ermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder" (en-Nisa, 4/58), "Eğer yolculukta olup kâtip bulamazsanız,
alınan rehin yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz güvenilen kimse borcunu ödesin" (el-Bakara, 2/283), "Katil, öldürülenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine (örfe uyarak ve bağışlayana) güzellikle diyet ödemesi gerekir'' (el-Bakara, 2/187) âyetlerinde geçen "teslim etme" ve "ödeme" sözleri, Kur'ân-ı Kerim'de hep "edâ" lâfzıyla ifade edilmiştir.
Fıkıh ıstılâhı olarak; emir ile farz olmuş bir şeyin bizzat kendisini, müstahak olana teslim etmektir. Meselâ muayyen vâkitte kılınması emrolunan bir namazı o vakitte, (istenildiği şekilde) kılmak bir "edâ"dır. Gasbedilmiş bir malı, aynen sahibine iâde etmek de bir "edâ"dır (Ö.Nasuhî Bilmen, Istılâhâtı Fıkhiyye Kamusu, 1, 32).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder